Gülşah

Gülşah
@Birokur__21
*Yaşayışta sadelik, düşüncede ihtişam... instagram.com/birokur__21?igs...
8/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2026 122. kitabı
Kısacık ama etkisi uzun süren bir kitap önerisiyle geldim: Bayan Ming'in Hiç Olmayan On Çocuğu. Bu, Eric-Emmanuel Schmitt'ten okuduğum ikinci kitap. Yazarı Mösyö İbrahim ve Kur'an'ın Çiçekleri eserinden hatırlayanlar olacaktır. Kalemini severek takip ettiğim yazarlardan biri. Bir oturuşta okunabilecek kadar kısa ama düşündürdükleriyle uzun süre akılda kalan bir kitap. Çin'in tek çocuk politikası nedeniyle her ailede birden fazla çocuk sahibi olmak yasakken, Bayan Ming tam on çocuğu olduğunu söyler. İşte hikâye de tam burada başlıyor. Bir otelde tuvalet görevlisi olarak çalışan yaşlı ve bilge Bayan Ming ile Fransız bir iş adamının yolları kesişir. Aralarında zamanla dostane sohbetler başlar ve Bayan Ming her görüşmede çocuklarından, onların karakterlerinden ve yaşamlarından bahseder. İş adamı anlatılanlara pek inanmaz; hatta Bayan Ming'in yalan söylediğini düşünür. Ancak bir yandan da onun hikâyelerini dinlemekten kendini alamaz. Gerçek ile hayal arasında gidip gelen bu sohbetler, okuyucuyu da sürekli merak içinde bırakır. Ta ki Bayan Ming'in doğum gününde bütün çocuklarının bir araya gelmesini istemesiyle düğüm yavaş yavaş çözülene kadar... Kitabı okurken bir yandan Çin kültürüne dair izler bulurken, diğer yandan insanın iç dünyasına, yalnızlığına, umutlarına ve hayal gücüne dair pek çok şey düşündüm. Masalsı bir anlatımı olan, sıcak ve bilgece bir hikâyeydi. Ben çok sevdim; kısa ama anlamlı bir okuma arayan herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Bayan Ming'in Hiç Olmayan On ÇocuğuEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20257,4bin okunma
Reklam
8/10
·292 syf.··
2026 107. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 21:39
Öncelikle bu kitabı benimle birlikte okuyan sayın Edebiyatçı ŞairEdebiyatçı Şair hocama teşekkür ederim. Abdulrazak Gurnah, “kültürler ve kıtalar arasındaki uçurumda sömürgeciliğin etkilerine ve mültecilerin
Kumdan YürekAbdulrazak Gurnah · İletişim Yayınları · 20212,274 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 65. kitabı
Bir kitabı okumadan önce yazarını araştırmayı gerçekten çok seviyorum. Bu, okurken karakterlerle daha kolay empati kurmamı sağlıyor. Bu kitaba başlamadan önce de yine aynısını yaptım. Patricia Engel’in kendisinin de göçmen olması, kitabı okurken hissettiklerimi daha da derinleştirdi. 2022’nin en iyi 10 romanından biri seçilmiş olması da ayrıca dikkatimi çekti. Kolombiya’dan Amerika’ya uzanan, parçalanmış bir ailenin göç hikâyesini anlatıyor. Hikâye, ailenin en küçük çocuğu Talia’nın işlediği bir suçtan sonra ıslahevi gibi bir yerden kaçmasıyla başlıyor. Tek bir amacı var: Amerika’ya giden uçağa yetişmek. Çünkü o uçağı kaçırırsa, on iki yıldır ayrı kaldığı annesini ve kardeşlerini bir daha göremeyecek. Okurken en çok içime dokunan şey, göçmenlerin yaşadığı çaresizlik oldu. Yasaların ne kadar katı ve bazen ne kadar insanlık dışı olabildiğini, insanların nasıl savunmasız kaldığını görmek gerçekten üzücüydü. Bir yandan da yeni bir ülkede tutunmaya çalışmak, kimlik arayışı, fedakârlık… Ve bazen gerçekten bir “hayalet” gibi yaşamak… Göç meselesi zaten hepimizin az çok bildiği ama tam anlamıyla hissedemediği bir konu. Bu kitap biraz o hissi yaşatıyor. Ben çok akıcı bir şekilde okuyup bitirdim. Yazarın kalemi bana çok güçlü geldi. Eğer okuma zevkimizin benzediğini düşünüyorsanız, gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Sınırsız ÜlkePatricia Engel · Holden Kitap · 2024887 okunma
9/10
·272 syf.··
2026 75. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2026 22:56
Öncelikle şunu söylemek istiyorum; bu kitap gerçek bir hayat hikâyesi ve bence herkesin okuması gereken bir hikâye. Yazar, Petey’le tanıştıktan sonra onun hayatından öyle etkilenmiş ki, bunu sadece
PeteyBen Mikaelsen · Beyaz Balina Yayınları · 20146,5bin okunma
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 94. kitabı
Dürüst olmak gerekirse bu kitabı daha önce hiç duymamıştım, yazarını da tanımıyordum. Nasıl oldu bilmiyorum, yanlışlıkla PDF’ini indirdim. Hazır karşıma çıkmışken okumaya karar verdim. Tomris Uyar’ın çevirisini yaptığı bu eserle birlikte Andrew Jolly ile tanışmış oldum. Sade dili, yoğun anlatımı ve akıcı olay örgüsü okumayı daha da keyifli hâle getiriyor. Kitap, ırkçılık nedeniyle sevdiği kadınla evlenmesine karşı çıkan aileye ve toplum baskısına rağmen büyük bir kararlılık sergileyen Kabrero’nun hikâyesini anlatıyor. Onun aşkına tutunuşuna hayran kalmamak elde değil. Toplum tarafından kabul görmeyen Kızılderili bir kadınla evleniyor. İki yıl süren bu birliktelik, eşinin ölümüyle son buluyor. Kadının ölümünden sonra Kabrero’nun tek isteği, eşinin sıradan bir insan gibi görülmesi ve hak ettiği şekilde gömülmesi oluyor. Onu kendi topraklarına defnetmek için verdiği mücadele ince bir duyarlılıkla aktarılıyor. Yaşadığı onca zorluğa rağmen pes etmeyişi gerçekten etkileyici. Kabrero, sevdiği kadını ne yere sığdırabildi ne göğe… Onu yalnızca yüreğine sığdırdı; o öldükten sonra da içine gömdü. "Gerçek sevginin toplumsal önyargılara ve her türlü baskıya göğüs gerecek kadar güçlü bir kararlılık göstermelidir ve keza ölüm bile bu bağlılığı bitiremez. " Bu kitabı yürekten tavsiye ediyorum.
Seni İçime GömdümAndrew Jolly · Ayrıntı Yayınları · 20221,074 okunma
Reklam