Bir kitabı okumadan önce yazarını araştırmayı gerçekten çok seviyorum. Bu, okurken karakterlerle daha kolay empati kurmamı sağlıyor. Bu kitaba başlamadan önce de yine aynısını yaptım. Patricia Engel’in kendisinin de göçmen olması, kitabı okurken hissettiklerimi daha da derinleştirdi.
2022’nin en iyi 10 romanından biri seçilmiş olması da ayrıca dikkatimi çekti. Kolombiya’dan Amerika’ya uzanan, parçalanmış bir ailenin göç hikâyesini anlatıyor.
Hikâye, ailenin en küçük çocuğu Talia’nın işlediği bir suçtan sonra ıslahevi gibi bir yerden kaçmasıyla başlıyor. Tek bir amacı var: Amerika’ya giden uçağa yetişmek. Çünkü o uçağı kaçırırsa, on iki yıldır ayrı kaldığı annesini ve kardeşlerini bir daha göremeyecek.
Okurken en çok içime dokunan şey, göçmenlerin yaşadığı çaresizlik oldu. Yasaların ne kadar katı ve bazen ne kadar insanlık dışı olabildiğini, insanların nasıl savunmasız kaldığını görmek gerçekten üzücüydü. Bir yandan da yeni bir ülkede tutunmaya çalışmak, kimlik arayışı, fedakârlık… Ve bazen gerçekten bir “hayalet” gibi yaşamak…
Göç meselesi zaten hepimizin az çok bildiği ama tam anlamıyla hissedemediği bir konu. Bu kitap biraz o hissi yaşatıyor.
Ben çok akıcı bir şekilde okuyup bitirdim. Yazarın kalemi bana çok güçlü geldi. Eğer okuma zevkimizin benzediğini düşünüyorsanız, gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.