A

Hakikatin değil simülasyonun, gerçeğin değil sanallığın, var olmanın değil sahip olmanın, düşünmenin değil işlem yapmanın asıl iş olduğunu telkin eden haz ve hız çağında insan kalmak için ne yapmak gerekiyor? İnsanı önce mekanize eden, şimdi ise dijitalize ederek robotlaştırmaya çalışan tekno-medeniyetin bizi köleleştirmesine karşı hangi silahları kuşanmamız gerekiyor? Kadim bilgeliğin öğrettiği gibi nerede, hangi çağda ve ne hâlde olursak olalım bizi özgürleştirecek olan tek şey hakikattir. Şimdi bu hakikat meselesine yakından bakalım.
Sayfa 137·Kitabı okuyor
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kısa ve öz bir biçimde ifade edecek olursak: İnisiyasyon olmadan meditasyon olmaz. Bunun Türkçesi şudur: Seyr-u süluk ve intisap olmadan derin tefekkür ve nefis tezkiyesi olmaz. (...) Derin düşünmenin boyutlarını tasvir etmek için aslında elimizde güçlü bir kavram seti var ama bunların çoğunu unutmuş durumdayız. Tefekkür, tezekkür, teemmül, tedebbür, taakkul ve tefakkuh kelimeleri, meditation ve contemplation gibi kelimeleri karşılarken aynı zamanda kaybettiğimiz derin köklere ve engin gök kubbeye dönmenin yollarını da bize yeniden hatırlatabilir.
Sayfa 135·Kitabı okuyor
Alıntı
Teslimiyet, sadece istemekten vazgeçmek değil, aynı zamanda istememeyi de istemektir. Fakat istememeyi istemek de bir istek olduğu için insan için en kâmil manevi mertebe teslimiyettir. Teslimiyet, pasiflik ve miskinlik demek değildir. İnsanın özne olma vasfından vazgeçmesi de değildir. Teslimiyet, ilahi ışığın varlık evimize girmesi için orayı boşaltmak, temizlemek, ona özen, ilgi ve alaka göstermek demektir. Teslimiyet aktif, bilinçli, dirayetli ve arı duru bir biçimde en yüksek olan hakikate uzanmak için prangalarından ve kelepçelerinden kurtulmaktır. Manevi teslimiyet yoluyla selamı ve selameti, iç barışı ve ruhsal huzuru bulmak demektir. Eckhart, İsevi maneviyatın dilini kullanarak bunu, Hz. İsa'ya ulaşmak için insanın kendinden ve dünyadan geçmesi olarak tasvir eder ve ekler: "Tüm yaratılmış şeylerden boşalmak demek, Tanrı'yla dopdolu olmak demektir ve yaratılmış şeylerle dolu olmak demek Tanrı'dan boş olmak demektir."
Sayfa 131·Kitabı okuyor
Alıntı
Dünya hakkında anlatılan kötülüklerden sanılmasın ki, dünyada olan her şey kötüdür. Çünkü dünyada bazı şeyler vardır ki, dünyadan değildir. Meselâ, ilim ve amel, dünyada kazanılır; fakat dünyadan değildir. Onlar insana arkadaş olup ahirete bile giderler. İlim, insanla aynen kalır. Amel, her ne kadar aynen kalmıyorsa da, eseri bâkî kalır. Onun eseri iki kısımdır: Biri, kalp cevherinin, günahların pasından temiz ve parlak kalmasıdır. Biri de, Allahu Teâlâ'nın zikriyle ünsiyet peyda etmesidir ki, ibadete devamlı olmaktan kazanılır. O hâlde hepsi, devamlı iyi işlerdendir. Allahu Teâlâ buyurur ki: "Devamlı kalan iyi işler, Rabbinin yanında daha hayırlıdır" (Kehf sûresi, âyet: 46)
Sayfa 75·Kitabı okuyor
Alıntı
Bil ki, bütün bu bildiklerin, Allahu Teâlâ'nın azâmet deryasından bir damla bile değildir. Çünkü Allahu Teâlâ, kendi nefsine kıyaslamak sûretiyle bildiğin her şeyden büyüktür. "Allahu Ekber"in mânâsı, Allahu Teâlâ, kendisinden başka her şeyden büyüktür, demek değildir. Çünkü Allahu Teâlâ'dan başka hiç bir ferdin varlığı yoktur ki, Allahu Teâlâ, ona nispetle daha büyüktür, denilebilsin. Çünkü, bütün varlıklar, onun nûrundan bir parıltıdır. Meselâ, güneşin nûru, güneşten ayrı bir şey değildir ki, güneş nûrundan daha büyüktür denilebilsin. Belki "Allahu Ekber"in mânâsı, akıl ölçüsü ile bilinenlerden büyüktür demektir. Allahu Teâlâ'nın takdis ve tenzihinin insanlarınki gibi olduğunu söylemekten Allaha'a sığınırız.
Sayfa 62·Kitabı okuyor
Alıntı