A

Bekleyerek Vâsıl Olmak
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2025 34. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2025 19:03
“Bazı şarkılar vardır Kırmızı akşamsefalarını anlatır.” Çok sevdiğim bir şiirin nakaratvari bir parçasıyla başlamamın bende de pek bir açıklaması yok. Ne bu şiir ne de şairinin adı bu kitapta geçmiş de değil. Ama şöyle demenin önünü açıyorum sanırım: Bazı kitaplar vardır Bakışım ve ellerim berraklaşır. Bazı kitaplar insana yeni bir bakış, yeni bir duruş kazandırır ve bazısı da bir yenilik katmasa da önceden kazanılmış birtakım şeylerin üzerini açar, hatırlatır, silkinişi yaşatır. Ben bu kitabı ikinci kategoride ele almayı daha uygun görüyorum. Çünkü yeni şeyler kazandıracak kadar yoğun şeyler yazılmamış. Yazarın maksadı da bu değil zaten. O, gündelik şahitliklerinden edindiği bakışları samimi bir dil ve çağrışımla aktarmış satırlara. İşte bu yüzden “bakışım ve ellerim berraklaşır” diyorum. Onları, okuduklarımla tazeledim, çehreyi ve çevreyi daha seçilir kıldım. Bu yüzden bir bakıma duraklama ve soluklanma yeri gibiydi kitap benim için. Denklerimi çözdüm ve yenilenip tekrar yüklendim. Zaten bilinen şeyler bir sohbet esnasında yahut okunan satırlarla Arşimet noktasına vardırabiliyor bizi. Daha önce bakmadığımız taraflarını fark ettirip ilk kıvılcımlara vesile olabiliyor. Bu yüzdendir ki sohbeti bize iyi gelen, yazdıklarıyla imânen ve ruhen tazelenmeler yaşadığımız kişilerle rabıtayı koparmamamız gerekiyor. Böyle bir zamanda karışıp gitmek ve sendeleyip düşmek işten bile değil. *** Kitaba dair somut bir şey söylememiş olsam da bunun bir kitap incelemesi olduğunun farkındayım sevgili okur :) Öncelikle itiraf etmeli ki kitabın adının bana çağrıştırdıklarından dolayı bahsettiğim türden şeyler okuyacağımı sanmıyordum. Daha çok Tarık Tufanvari şeyler okurum diye tahmin ederek elime almıştım. Yanlışlıkla da olsa teselli bulmuş oldum. Kısmet, sen nelere kadirsin
1000Kitap
Eşikte BeklemekYağız Gönüler · Profil Kitap · 2023332 okunma
Reklam
Yazmak Üzerine Hasbihal
Puan vermedi·336 syf.··
Beğendi
·
2025 24. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 22 Ağustos 2025 20:21
Yazmaya başlamak için mükemmel cümle aramayın, sadece yazmaya koyulun minvalinde açıklamaları oldu yazarın kitap boyunca. Ben de bir kitap incelenmeye neresinden başlanır, bir hayat neresinden yaşanır (bu kısım edebi dezenformasyondan kaynaklı yazıldı, dikkate almayınız) gibi sorgulamalar yapmadan içimden geldiği gibi başlıyorum yazmaya. Hatta içime gelenlerin nereden geldiğinin sorgusunu bile sonraya saklıyorum :) "Yaratıcı yazma nedir"le başlamak en doğrusu olacak sanırım. Ve fakat peşinen konuşalım: yaratma kelimesine takılanlar muhakkak ki olacaktır. Böyle bir fiilin failini insan göstermek el-hak hatalı. Lakin yazarın bu gibi hassasiyetleri olmadığından bu fiili seçmiş. Bu hassasiyete sahip olan okurların bunun yanlışlığını teslim ederek okumasında bir sakınca görmüyorum. Kaldı ki yazar yaratma fiilini daha çok "özgün bir şeyler ortaya koyma" olarak işliyor. (Bu kadar detaylı niye yazıyorsam ve kim okuyacaksa?..) Konuyu yeterince dağıttıysak ve kavramlarda anlaş(ama)tıysak şimdi gelelim esas mevzuya. Yazarın yaratıcı yazma tanımını bire bir alıntılıyorum: "Yaratıcı yazma, akademik, profesyonel, teknik yazının dışında kalan her tür yazıdır, kurgu olsun veya olmasın. Bu ayrımı netleştirmek için şöyle bir kriter de ekleyebiliriz: Akademik, profesyonel, teknik yazılarda amaç başkalarını bilgilendirmektir. Oysa yaratıcı yazmada amaç kendimizi bilgilendirmektir. Anlamak, anlamlandırmaktır. Barışmaktır. Affetmektir. Başkalarını ise etkilemektir." Kabul ediyorum ki bu tanım hem biraz soyut hem biraz edebi. Şimdi bunu yine kitapta yer alan bir örnekle somutlaştırarak daha anlaşılır kılalım. Bir Türkçe öğretmeni öğrencilerine "23 Nisan'ın Benim İçin Değeri" konulu bir kompzisyon ödevi verdiğinde beklediği "vatan-millet-sakarya" tarzında yazılardır. Lakin bir öğrenci
Edebiyat
Yaratıcı Yazmanın HazzıGülayşe Koçak · Everest Yayınları · 202449 okunma
"Cehennemî bir bunalımdan bir cennet şiiriyetine dönüş…"
Puan vermedi·176 syf.··
Beğendi
·
2023 28. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 23 Ağustos 2023 18:06
İlk satırlarını çizdiğim bütün kitaplar beni fazlasıyla heyecanlandırır. Ve o satırların altını, merek ettiğim bir sonranın beni ittirmesine telaşla karşı koyarak çizerim ve yeniden okurum ve yeniden okurum… Cümleler mi efsunlu yoksa ben hiç beklemediğim kadar kendime mi çarptım o cümlelerde? Hem de bu kadar erken?.. Bir savruluşun emin bir tutunuşa evrilişini tutuyorum o sıra ellerimde. Ayşe Şasa Hanımefendinin ifadesiyle gaflet çölünden hayret yaylasına ulaşmanın serüvenine bir adım atıyorum. Onun başından geçenleri okuyorum; böylesine iki farklı insan arasında yaptığı yaklaşık on sekiz yıllık bir iç yolculuğun “delilik ülkesi”nden geçişine şahitlik ediyorum fakat o yolda ara sıra kendime de rastlıyorum. Tam seçemiyorum fakat oradayım. Orada olmalıyım zaten yoksa neden okurken ateş bassın beni, odamın tavanı üzerime üzerime iniyormuş gibi hissedeyim… Adeta onunla beraber ateşlere atlıyorum ve onunla beraber nurlarda yüzüyorum. Yolun sonunda sevinçliyim, onun kurtuluşundan kendime de bir kurtuluş payı çıkarıyorum çünkü “müminler kardeştir” diyerek. Kitabı okurken beni saran ruh hallerinin kelimelerle ifade edilebilecek kadarını anlatmaya çalıştım. Bu kadarını bekliyordum açıkçası. Biraz araştırma neticesinde Ayşe Şasa Hanımefendi hakkında epey bilgi edinmiştim. Burada onun mesleki hayatına değinmeyi pek istemiyorum. Burasını merak edenler araştırabilir. Ben, kitaba ve bu çetrefilli yola odaklanalım istiyorum daha çok. Bu yolculuğu zihnimde üç döneme ayırarak irdeleyeceğim. Dönem adları ve sayısı kitaptan olmayıp tamamen benim uydurduklarımdır. 1- Yoldan ve Kendinden Habersizlik: Burada Ayşe Şasa tamamen, genelde dinden ve özelde İslam’dan kopuk bir yaşantısının olduğunu ve hatta hiç İslam’ı tanımadığını, ruhen bir rahatsızlık hissetse dahi bunu akılla ve somut
1000k
Delilik Ülkesinden NotlarAyşe Şasa · Timaş Yayınları · 20221,797 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2023 16. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2023 16:09
Pek muhterem efendim, Söylediğim zaman anlaşıldığı kadar kötü yanlı bir eleştiri taşımayan ilk kanaatimi, daha en başından size bildirmek istiyorum. Böylesi, yazacaklarım boyunca bu kanaati bir yük olarak taşımamam ve başka bir ifade şekline dönüşüp yakışmayan birkaç cümlenin arasına girmemesi için daha uygun olur diye düşünüyorum. Öyküler beklentimi ve umduğumu buldurmadı bana ne yazık ki. Belki ben de çok büyük şeyler umarak araladım kitabınızı. Bu büyük beklentim belki bir perde oldu da zihnime, yazdıklarınız hakkında böyle düşünür oldum. O yüzden sizi, sayın Ziya Osman Saba, şair kimliğinizle hatırlamaya devam edeceğim ben. En çok da şu mısralarınızla yer bulacaksınız zihnimde: “Rengine doymadığım o sema, Ahengine kanmadığım ırmak. Bırakıp her şeyi nereye gidiyorum? Neler geçmişti aklımdan, Nedendi ağladığım, nedendi güldüğüm? Ah nasıldı yaşamak?” Kaldı ki benim edindiğim izlenimlere göre siz, öykülerinizi yazarken ne kendinizi bir öykü yazarı olarak görmüş ne de kendinizi bu öykülerin bir kahramanı olarak telakki etmişsiniz. Katiyen kötü ve eksik bir anlamda söylemiyorum bunu. Amacım naçizane gözlemlerimi dile getirmektir. Şair kimliğiniz fazlasıyla yansımış yazdıklarınıza ki zaten siz bu asıl kimliğinizi gizlemek gayesi de gütmemişsiniz zannediyorum. Şair kimliğinizin oluşmasına katkı sunan insanları, o cânım eski İstanbul’u, çocukluk günlerinizi ince ince işlemişsiniz yazdıklarınıza. Bu yüzden yazılanlar bir öykü olmaktan çok bir anı olmaya daha yakın bana sorarsanız. Ben onları kâh bir anı kâh bir günlük okuyormuşum havasında okudum. Benim, yazdıklarınız hakkındaki kanaatim ne yönde olursa olsun sizin samimi dilinizin ve içtenliğinizin muhatabı olmak; zaman zaman küçük şeylerden devşirdiğiniz mutluluklarınıza, neredeyse kurduğunuz her cümlenize sinen o
1000k
Mesut İnsanlar FotoğrafhanesiZiya Osman Saba · Can Yayınları · 2018767 okunma
Hatırla, Kimdi Yan Gözle Bakmadı Kır Çiçeklerine Bile*
Puan vermedi·128 syf.··
Beğendi
·
2023 10. kitabı
·
45 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2023 18:17
Evet, İslam. Onunla olan mesafesini ve münasebetini tayin etmede çoğumuzun çoğu zaman zorluk çektiği İslam… Fakat her defasında bize bir kapı aralayan, “ne olursan ol yine gel” diyen İslam… Konumuz zor fakat üstesinden gelebilir, içinden çıkabilirsek kavuşacağımız aydınlık da bu zorluk nispetinde parlak. Zahmet olmadan rahmet olmaz deyip başlayalım. İncelememin bütünüyle kitabın ne anlattığı olmayıp ne anladığımla da şekillendiğini belirtmek isterim. Bu minvalde, objektif bir değerlendirme olmaktan biraz uzakça. En başta anlamamız gereken ve kitap boyunca göz önünde tutmamız gereken bir şey var ki o da yazarın, İslam’ı yalnızca bir din olarak görmeyip bir dinden daha fazlası olarak gördüğüdür. Bunu da şu şekilde dile getirir: “Tarihte hiçbir hakiki İslami hareket yoktur ki aynı zamanda siyasi bir hareket olmasın. Bunu nedeni İslam’ın bir din olmanın yanı sıra bir felsefe, ahlâk, düzen, tarz ve bir atmosfer, tek kelimeyle entegre bir hayat biçimi oluşudur.” Bunu anlamak hem günümüzde hakim olan, İslam’ı mahdut bir alana hapsetme anlayışını yıkarak -bunu başarabilmeyi yürekten diliyorum- yazarın dediklerinin yanlış anlaşılabileceğinin önüne geçecek, hem de bizlere söylenenlerin öte bir anlamı olduğunu düşündürecektir. Bundan başka, Doğu Batı Arasında İslam adlı eserinde ise “Kökeni İslam’a dayanan hiçbir İslami kurum ne saf din ne de saf bilim (siyaset, ekonomi, dış dünya) sahasındadır” ifadelerini kullanır. Sanırım İslam’ın yalnızca bu yönünü ele alsak dahi sayfalar dolusu yazmamız gerek. Buna binaen temel mesajı alıp bu kadarıyla yetinelim. Aliya İzzetbegoviç meseleyi bize çok da uzakta başlatmıyor aslında. Hatta bizden başlatıyor, Türkiye’den ve birkaç ülkeden. Vaktizamanında yapılan inkılapların yanlışlığından yakınarak bunları birer yıkım olarak değerlendiriyor ki hiç de haksız
1000k
İslam Deklarasyonu ve Tarihi SavunmaAliya İzzetbegoviç · Ketebe Yayınları · 20199,4bin okunma
Reklam