Hırçın kız, aşkı sade kitap sayfalarında görmüştü. Aşkın gerçekliği hakkında tam bir bilgisi bulunmadığı için, içine girmek üzere olduğu alemin coğrafi ve topografik durumundan ve özellikle vicdanındaki jeolojik oluşumlardan hiç haberdar değildi .
Düşünce, aşkın öncüsüdür.
Düşünce, ihtimallerin yürüyüş alanının köşesini bucağını araştıra araştıra gerisinden gelmekte olan sevdaya emin bir yol açar.
- Bütün bunlardan vazgecelim acaba yaşıyor muyuz? Bugünkü yaşayışımız bir insan yaşayışı midir? Buna gerçek anlamda bir hayat demek doğru mudur? Böyle zevk adına , yalnız hayvaniyete ilgi duyanlara yetinmek için bir insan ne kadar ilkel olmalıdır? Yalnız ye, iç, uyu... Ne bir sanar endişesi, ne yepyeni bir heyecan... Ne bir ilerleme ve gelişme emeli... Yalniz horultulu bir uyku... Hem siz şurasını iyice aklınıza koyunuz ki medeniyet yıkmak değil yapmaktır ve insanlığı aydınlatacak önemli bir keşifte bulunan bir millet yüz büyük savaş kazanmış bir millete bin kere tercih ederim.
- Neyimiz mi var ? Kıskaca şanlı bir enfiye daha çekerek: övünç sayesinde büyük bir milli mevcudiyetimiz var.
- Ooo, görüyorum ki siz de iftihar için bugünün fikrine karşılık geçmişin uzak şaşasından medet umanlardansınız... Evet geçmişe gıpta, onunla iftihar,bugün iftihar edecek şeyi olmayanlara mahsustur. Buna ise ilerleme değil gerileme derler. Buyum milletler yalnız ilerleme gösterenlerdir. Hatta bizimki gerileme bile değil... Gerileme için mevcut bir şey olmalı da onu kaybetmeli. Bizde ise önceden beri gafletten , cehaletten başka bir şey yoktu.