Yeni karşılaştığımız biriyle ilgili bilgileri şöyle bir derledikten sonra, o kişiyi kendimize göre bir çerçeveye yerleştirip bize göre aşağıda mı yukarıda mı olduğuna kar vermek; bunu yaparken dolduramadığımız boşlukları aslında o insanla ilgisi olmayan ve kendi yansımalarımız olan varsayımlarla acilen doldurup bir profil yaratmaya çalışmak.
Ölümden korkarız, çünkü bu korku hayatta kalmamızı sağlar, içgüdüseldir. Ama "yaşamdan korktukça" ölüm korkularıyla yaşamayı seçmiş oluruz. Varoluşumuzdan kopuk, yaşama sahip olduğumuza kendimizi inandırmaya çalışsak da kendimize ait değilmiş duygusundan kurtulamadığımız bir yaşamı.
Yaşam sahip olunan, yaşanmayan bir şey. Mülkiyet duygusu oluşuyor haliyle yaşama böyle bakılınca. Mülkiyet kaybetme kaygılarını da beraberinde getirdiğinden yaşamı böyle algılamak ölüm korkularının yaşanmasını kaçınılmaz kılıyor.