Serinin ikinci kitabı, okurları bu kez Mezopotamya’nın çok katmanlı mitolojik zemininde karanlıkla yoğrulmuş bir bilinç evrenine çağırıyor. Modern öykünün türleriyle harmanlanan öyküler, Sümer tabletlerinin yankısını günümüz zihinlerinde duyururken tanrıların, demonların ve kayıp uygarlıkların izinde ilerleyen karakterler aracılığıyla geçmişin gölgeleri bugüne uzanıyor. Her biri spekülatif kurguya yeni bir kapı aralayan öyküler, yalnızca tanrısal iktidarın değil insan zihnindeki kötülüğün tasarımını sınırlarını sorgulayan etkileyici bir anlatı evreni kuruyor.
Nin Kur Kur Ra (Işın Beril TETİK); Sümer Mitolojisi temalı bilimkurgu öyküsünde bazı yerler yer yer Korku Gerilim ve Düşsel kurgu izleri uyum içinde gördüğümüzde kalemin korku gerilim alanında ustalığını bu sefer üç türü uyum içinde dans ettirmiştir. Öyküde Korona salgının ileri tehlikeli boyutu olan toprak zehirlenmesi türünü işlenmiştir. Öyküde Annunaki denilen uzaylı ırkının reenkarnasyonla ile insanların arasında sızdığını görüyoruz. Amaçları, kötülüğü seçen ve yer altına sızan soydaşları olan Ereşkigal'ı önlemektir. Öyküde çor, Ermeni miti olarak kabul etmesi yanlıştır çünkü çor, Türk Mitolojisi'nde cin demektir.
Bu salgın sırasında kalemin İskoçya'da doğmasına rağmen Türk geleneksel tıp alanındaki becerilerini kurgu olarak okurlara sunarken ilk defa -Eski dönemde- İştar ve Zühre olarak adlandırılan Venüs'ün adı Venüs değil de Çolpan olarak adlandırmasıyla Türk Halk Astronomisi'ni destekleğini görüyoruz. İnsan olarak reenkarnen olan Enki, İnanna, Ninhursag ve Nammu, hangi adlarla öyküde yer aldığına dair bilgi vermeyeceğim. Öyküde akıcılık, sürükleyicilik ve merak uyandırıcılık sahnede inmediği için bu uzun öykü üç gün boyunca kendini okutturdu.
Mezopotamya Tanrı Tasarımları Ve Demonlar (Mehmet Olgay