Maria’nın bu anda nerede bulunduğunu tasavvur ederdim.Belki gene kafa dengi bir insanla beraber nebatat bahçesinin kızıl yapraklı ağaçlarını veya loş bir sergide,batmakta olan güneşin camlardan vuran ışığı altında,usta fırçaların ölmez eserlerini seyrediyordu.
yorgundu,umutsuzdu öfke yada burukluk bile hissetmiyordu.Dünyanın daha çok başka insanlar için olduğunu hissediyordu; ona kalan yemek,uyumak,çalışmak ve ölümü beklemekten ibaretti.Gözlerini tavana dikti ve oturup bekledi.