Bilimin ve felsefenin dünyaya nasıl geldiğini anlatan popüler bilim hikayeleri, çağdaş leylek edebiyatıdır.
.
Anlaşılan o ki, leylekler sadece çocuk taşımamışlar, Avrupa’ya göklerden bilim ve felsefe de getirmişler.
Kendilerinden önce ilim ve felsefeyle meşgul olanları, birkaç sayfayla geçiştiriyor, yok sayıyorlar.
Ötekilerin alın terinin hakkını teslim etmiyorlar.
Yıllar önce hormonlu çilekler tezgahları doldurduğunda, çilekler üzerinden bile gericiliğin tarihini yazabilen, bu hormonlu meyveleri “aklın ve bilimin ışığında” yapılan modern tarımın marifeti olarak görenler, bugünün “organik tarımcıları” değil mi?
Sarhoş taklidi yapınca oyuncu, köylüleri eleştirince şehirli olacağını zanneden insanlar var.
Bu okur-yazar kitle çok iyi şehirli taklidi yapar. Çatalı sol elle tutarak, modayı takip ederek ve ilk fırsatta Paris’i ziyaret ederek, hacı olur gibi şehirli olunacağını zannederler.
Paris’e inanırlar, onların kutsalı budur, laf ettirmezler.
Gadamer’in ‘ufukların tedâhülü’ olarak ifade ettiği düşünceyi hatırlayacak olursak, ‘ben’ ile ‘öteki’nin sahip olduğu farklı ufuklar bir noktada buluşarak daha geniş ufukların ve renklerin keşfedilmesine imkan sağlayabilir.