Latince ‘ruh’ ve ‘nefes’ kelimelerinin aynı kökten geldiğini (spiritus/spiritum) belirtip -burada malumunuz olan ruh üflenmesi ayetine de dikkatinizi çekmek isterim-
‘Rüzgarla şişip kirli havada’ mısrasını şöyle açıklıyor Ruskin;
“O halde insanların alacağı iki tür nefes vardır: Tanrı’nın nefesi ve insanların nefesi.
Tepelerdeki sürüler için göğün havası ne ise Tanrı’nın nefesi de insan için o demektir.
İnsana sunulmuş huzur, sağlık ve yaşamın ta kendisidir Tanrı’nın nefesi.
İnsanın nefesiyse- ki onlar bunu ruhaniyet diye adlandırırlar- çöplükten çıkan sisler gibi kendilerine yapışan bir hastalıktır.
Bu hastalıkla içten çürürler.
Cansız bedenin çürümesinden çıkan buharla şişmesi gibi onlar da bu nefesle şişerler.
Bu, yanlış öğretilmiş tüm dini teorilerin, yanlış dini eğitimlerin aslında tam olarak doğru olduğunu gösterir.
Bu tarz öğretimin ilk ve son belirtisi, hatta en iyi göstergesi işte bu ‘şişme’dir.”
Duygu ve nesne betimlemelerini iliklerinize kadar hissettiren bir kısa roman. Hafızanıza kazınacaktır muhakkak. Benim unutamayacaklarım arasına girdi bile.
“Deneyimlerini teyit etmek için fotoğraf çeken insanların bakışı ile güzelliği hiçbir teyit ihtiyacı olmaksızın seyredenin bakışı arasında nasıl muazzam bir fark varsa,
çarpıcı bir şey söylemek isteyen ile çarpılıp söyleyen arasında da öyle bir fark vardır.”
|FurkanÇalışkan-İmkansızınİhlali