Onun bütün sırlarını öğrenmek istiyorum; bana ‘seni seviyorum’ demesini isterdim, eğer bu çılgın umut gerçekleşmeyecekse.. isteyecek başka neyim var?
Ne istediğimi biliyor muyum?
Kendimi kaybetmiş gibiyim..
Ondan ötesini bilmiyorum!
Ondan kaçabilir miyim hiç?..
Her yerde siz varsınız, geri kalanı umurumda değil. Sizi nasıl, neden sevdiğimi bilmiyorum. Yüzünüzün güzel olup olmadığını bile bilmiyorum, düşünebiliyor musunuz?
Dosto uyarıyor :)
“Bir Fransız doğal haliyle en kaba, en bayağı, en önemsiz özellikler yığınıdır, yani dünyanın en sıkıcı yaratığıdır..
Makul her insan bu hesaplanmış, bayat salon nezaketinin, serbestliğin ve neşenin katlanılmazlığını hemen fark eder.”
İnsan, zavallı, iğrenç, mendebur bir yaratıktır!
Bu kitap da, ağzımızı kapatıp burnumuza dayadığı gerçeğin bir içimde yutturulmasıdır..
Sayfalara karışıp olaylara müdahale edecek, tutup kolundan çekecek ya da dürtüp uyandıracakken roman kahramanlarını, kokunun büyüsüne kapılıp sadece okuyuverdik biz de bir yudumda..
Grenouille kendi kendine şöyle diyor, sanatını(!) taçlandırırken, ‘sana teşekkür ederim, sana teşekkür ederim Jean Baptiste Grenouille, böyle olduğun, nasılsan öyle olduğun için!’..
ne diyebiliriz ki?..
Bunu yapıyorlar..
Nasıl bilmiyorum ama Grenouille gibi aniden masum olup, onu büyük bir iştahla idam etmeyi bekleyen heybetli, güçlü Papon gibi zangır zangır titretiyorlar bizi, elimiz kalkmıyor sonra, dermanımız kalmıyor..
Neyse; ilginç olan bir mevzuu var burada;
hani bazen olur ya biriyle tanışırız ama ona bir türlü ısınamayız (hatta kimi zaman kendimize kızarız, ya bu bana bir şey de yapmadı neden bu kadar gıcık oluyorum, filan diye:)) Ya da hiç konuşmamış olsak bile kanımız kaynar birine. İşte bunun sebebi vücudumuzun yaydığı, parmak izimiz gibi sadece bize ait olan kokularımız..(parfümler kremler vs değil tabii ki:)) ne zaman farkına vardık bilmiyorum ama belli ki Süskind bunun farkındaymış:)
Yani mesela ilk görüşte aşk diyorlar ya aslında kastedilen ilk ‘solukta’ aşk bence. ‘Gördüğümüz an’ ile ‘kokuyu aldığımız an’ çakışıııır
ve bam! aşık oluveririz..
Vay be ne şans! ne lütuf!.:)
İçinden rikkat, tevazu, şükran yükseldi. “Sana teşekkür ederim” dedi usulca, “sana teşekkür ederim Jean-Baptiste Grenouille, böyle olduğun, nasılsan öyle olduğun için!” O kadar duygulanmıştı kendi kendinden..