Çünkü insanlar büyüğe karşı korkunca, güzele karşı gözlerini yumabiliyor, ezgilere ya da gönül çelici sözlere kulaklarını tıkayabiliyordu.
Ama kokudan kaçamıyorlardı. Çünkü koku, soluğun kardeşiydi...
Hem de tam orta yerlerine giriyordu koku, doğrudan kalplerine ve orada akla karayı ayırır gibi ayırıyordu ilgiyle aşağılamayı, iğrentiyle zevki, aşkla nefreti. Kokulara egemen olan, insanın kalbine egemen olurdu..
Mest oldum..
Murakami gerçekten büyük bir yazar.
Öyle tuhaf bir durum ki; kitabın neresi ya da hangi karakteri, karakterlerin hangi özelliği beni etkiledi bilemiyorum, izah edemiyorum.. Ama inanın etkisinden kurtulamayacağım, beni değiştiren, biçimlendiren bir roman bu.. Efsunu içinde, hikayenin akışında gizli bence.. Ah keşke bitmeseydi..