Goychak

Goychak
@Blue1117
Derin düşüncelerin sessizliğinde, ölü bir evrende çalan bir çan gibi iç karartıcı, inatçı bir ses çınlar. Bu dramı yalnızca yaşamla zamanı birbirinden ayıran kişi yaşar: O birincisinden kaçarken, İkincisinin altında ezilmiştir. Zamanın ilerleyişini de ölümün ilerleyişi gibi duyumsar.
Sayfa 149
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bıkkınlık sınırsız bir sessizlik aşkına yol açar, çünkü sözcükleri anlamlarından yoksun kılıp boş yankılara dönüştürür; kavramlar yoğunluklarım yitirir, ifadelerin gücü azalır, söylenen ya da duyulan her söz mide bulandırıcıdır, kısırdır. Dışarıya giden ya da dışarıdan gelen her şey tekdüze, uzak bir mırıltı olarak kalır, ne ilgi çekebilir ne de merak uyandırabilir. O zaman, düşüncenizi söylemenin, tutum belirlemenin ya da birini etkilemenin bir işe yaramayacağım düşünürsünüz; vazgeçtiğiniz sesler ruhunuzdaki çalkantıya eklenir. Son çözüme ulaşma anı gelince, tüm sorunları çözmek için çılgınca çabalayıp dorukların baş döndürücülüğünü tanıdıktan sonra, sessizliği tek gerçeklik, biricik ifade biçimi olarak görürsünüz.
Sayfa 146
Mutsuzlukla nasıl savaşılır? Kendimizle savaşarak, mutsuzluğun kaynağının içimizde olduğunu anlayarak. Her şeyin bilincimize yansıyan bir imgeden, öznel güçlendirmelerden, duyarlılığımızın keskinliğinden ileri geldiğini hiç aklımızdan çıkarmamayı başarabilseydik, gerçekliğin doğru oranlara kavuşacağı o bilinç açıklığına erişebilirdik. Burada amaçlanan şey mutluluk değil, daha az mutsuzluktur.
Sayfa 139
Herkes aynı yanlışı yapıyor: Yaşamayı bekliyorlar, çünkü her anın yürekliliği yok onlarda. Neden her an yeterince tutkulu, yeterince ateşli olup anı sonsuzluğa dönüştürmüyor insan? Hepimiz yaşamayı ancak bekleyecek hiçbir şeyimiz kalmadığında öğreniyoruz; beklediğimiz sürece hiçbir şey öğrenemeyiz çünkü somut ve cardı bir şimdide değil, uzak ve donuk bir gelecekte yaşıyoruz. Oysa anın bize dolaysız olarak aşıladığı şeyler dışında hiçbir şey beklemememiz gerekiyor, zaman bilinci olmaksızın beklemeliyiz.
Sayfa 133
Şu yeryüzünde mutlu insanlar varsa, neden avaz avaz bağırmıyorlar, neden sokaklara dökülüp sevinçlerini herkese haykırmıyorlar? Neden bu gizlilik, neden bu çekince? Ben içimde sürekli bir sevinç, karşı konulmaz bir dinginlik eğilimi duysaydım, bunu herkese duyurur, esenliğimi saklamaz dım.
Sayfa 129