Bluebirdofhappiness

Bluebirdofhappiness
@Bluebirdofhappiness
“İyi”nin bir parçasına sahipsiniz. Hepsine bizim sahip olmamız gerektiğini düşünmek küstahça olur.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Tüm hayatınız boyunca hiç kimse, kendinize verdiğiniz zarar kadar size zarar vermedi, sizi sömüremedi. Öz-zararınızın sınırı ölçüsünde başkalarının size zarar vermesine izin verirsiniz. Eğer birisi size, sizin kendinize verdiğiniz zarardan daha fazla zarar vermeye kalkarsa, sizi kendinizden fazla sömürmeye çalışırsa, o insandan uzaklaşırsınız. Ama sizi sizden birazcık az sömürdükleri ve zarar verdikleri sürece o ilişkiyi sürdürürsünüz ve sonuna kadar tolerans gösterir ve katlanırsınız.
Sayfa 35·Kitabı okudu
Yaşayamadığımız hayatların yasını tutmak kolay. Başka yeteneklerimizi geliştirmiş, bazı teklifleri kabul etmiş olmayı dilemek kolay. Daha çok çalışmış, sevmeyi daha iyi becermiş, paramızı daha iyi idare etmiş, daha popüler biri olmuş, o gruptan ayrılmamış, Avustralya'ya gitmiş, kahve teklifini reddetmemiş ve daha çok yoga yapmış olmayı dilemek çok kolay.d nob eriso Edinemediğimiz arkadaşlara, yapamadığımız işlere, evlenmediğimiz insanlara, yapmadığımız çocuklara özlem duymak işten değil. Kendimizi başkalarının gözünden görmek ve olmamızı istedikleri bin bir kişiye dönüşmüş olmayı dilemek için en ufak bir çaba gerekmiyor. Pişmanlık duymak ve sonsuza, zamanımız doluncaya kadar duymaya devam etmek çok kolay. Ama esas sorun yaşamadığımız için pişmanlık duyduğumuz hayatlar değil. Sorun pişmanlığın kendisi. Büzüşmemize, kuruyup kalmamıza, kendimizin ve bütün insanlığın en büyük düşmanı olduğumuzu hissetmemize neden olan, pişmanlığın ta kendisi.m Olası hayatlarımızdan herhangi birinin bundan daha mi iyi yoksa daha mı kötü olacağını bilemeyiz. O hayatlar yaşanıyor, evet, ama biz de yaşıyoruz ve asıl bu yaşantıya odaklanmalıyız. Her yere gidip herkesle tanışamaz, istediğimiz her mesleği yapamayız tabii ama o hayatlarda hissedeceklerimizin çoğunu hissedebiliriz yine de. Kazanmanın nasıl bir his olduğunu anlamak için bütün sporları yapmamız gerekmiyor. Müziği anlamak için gelmiş geçmiş bütün müzik eserlerini dinlememiz gerekmiyor. Şaraptan zevk alabilmek için dünyadaki bütün bağların üzümleriyle yapılmış bütün şarapları tatmamız gerekmiyor. Sevgi ve gülmek, korku ve acı, bu hayattaki en geçer akçeler. Gözlerimizi kapayıp önümüzdeki içeceğin tadını çıkarmak ve çalan müziği dinlemek yeterli. Şu anda olası bütün hayatlarda yaşadığımız kadar eksiksiz ve tam bir hayat yaşıyoruz, aynı
Sayfa 272·Kitabı okudu
Hasta ile terapist arasındaki karşılıklı etkileşim, hastaların geçmişteki ilişki deneyimlerinin terapötik ilişki içerisinde güncellenmesi nedeniyle olumsuz olarak etkilenmektedir. Bunun anlamı, hastanın "eskiden beri bu hep böyle olduğu için" aynı şekilde terapide de değersizleştirme, yalnız bırakılma, utanma veya aşırı talepler ile karşı karşıya kalmayı bilinç dışı olarak beklemesi ve bu nedenle hayal kırıklığının önüne geçmek için şüpheci ve güvensiz davranmasıdır. Bir terapi, bu bilinç dışı kaygıları görmemezlikten gelemeyeceği gibi, bunları değiştirmek maksadıyla da terapi esnasında kararlılıkla ele almalıdır. Sampson ve Weiss "Kontrol-Hâkimiyet-Kuramında" bunu terapistin geçmesi gereken "ilişki testleri” olarak tanımlamaktadırlar
Ölümün de yetmedi kurtarmaya onları Adınla tutuldukları korkularından Yıllarca cesedinin üzerinde tepinip durdular Konuştular konuştukar konuştular… İnsan doğasının o en güzel O en yüce yetisini çirkinleştirdiler. Bir yanlışını alıp senin Yetersiz akıllarının ucuz kurnazlığı ile Binlerce doğrunun üzerine örttüler. Meydan meydan küfrettiler ardından İnandırmak için herkesi kendi yanlışlarına Yanıtı yasaklanmış sorular sordular. Ses geldikçe öfkelendiler Gelmedikçe kuşkulandılar Güçleriyle birlikte büyüdü korkuları En küçük sessizlikten bile ürker oldular. Kurtuluşu sana saldırmakta buldular Sana saldırdıkça rahatladı ruhları. Öyle ucuz ettiler ki her şeyi Sözü, saygıyı,erdemi Ölümü bile kirlettiler Ölümü bile kirlettiler…
Sayfa 130·Kitabı okudu