Kitabın başında da bahsedildiği gibi, Suat Derviş altüst oluşlar çağının yazarıdır. Bu topraklarda doğmuş, iyi bir eğitim almış ve bize nice başarılı eser bırakmış kıymetli bir kadın yazarımız, sahip çıkmamız gereken bir değerimiz olduğunu düşünüyorum. Kitabın edebi yönü çok kuvvetli, aynı zamanda felsefi sorgulamalara da itiyor insanı. 1901 yılında doğan yazarın, dünyaya karşı ne kadar içgörü sahibi, ne kadar entelektüel ve zeki olduğunu bir kere daha anlıyorsunuz. Sözlerimi, kitabın kendi incelemesinde de yer alan şu paragrafla tamamlamak istiyorum:
“İyi romanlar, uzağımızda olduğunu sandığımız yaşantıların duygularını bahşeder bize. Sanatın pek çok işlevi var elbette, estetik meselelerine girmek niyetinde değilim ama bütün bu işlevlerin yanı sıra sanat bize hissetmeyi öğretir. Evet hissetmek, öğrenilen bir şeydir: İyi bir sanat eseri, bize uzak olduğunu hissettiğimiz yaşantıların, durumların duygusal yüküne ortak eder bizi.”