“Seni gördüğü zaman zalimce başını çeviren mağrur bir dilberin Kapısı önünde ve ay ışığı altında sabaha kadar dolaşmak,bunu candan arkadaşlara ağlayarak anlatmak,-söz aramızda- gene hoş şeydir. Fakat sevgili bir vücutta bulunmayan bir şeyi kendisinde taşımaya tahammül etmeyerek onu koparıp atabilmek ,işte adaşım, yalnız bu sevmektir “
“Ancak hayat dediğin nedir ki? Anlaşılmaz bir sır. Kurduğumuz düzen hep öyle sürüp gidecek sanırız. Birden ip kopar,ışık söner ,her şey darmadağın olur.”
“Muhakkak ki bütün insanların birer ruhu vardı,ama birçoğu bunun farkında değildi ve gene farkında olmadan geldikleri yere gideceklerdi.Bir ruh ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize,bizim aklımızla ,hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden, meydana çıkıyordu…Biz ancak o zaman sahiden yaşamaya,-ruhumuzla yaşamaya-başlıyorduk.O zaman bütün tereddütler, hicaplar bir tarafa bırakılıyor, ruhlar birbiriyle kucaklaşmak için,her şeyi çiğneyerek,birbirine koşuyordu.”