Özge

Özge
@Bookmonstero
776 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı
9/10
·336 syf.··
2020 543. kitabı
Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, 1968 Prag Baharı ve ardından SSCB’nin işgali çevresinde Tomas, Tereza, Sabina ve Franz’ın yaşamlarını konu edinir. Prag Baharı ve ardından yaşananların kitabın ana karakterlerinin yaşamlarını nasıl değiştirdiğini tartışmaya açar Kundera. 1968’de, Prag Baharı olarak da adlandırılan Çekoslavakya’daki demokratikleşme hareketi, SSCB ve Varşova Paktı tarafından bir karşı devrim olarak görülmüş ve süreç 20 Ağustos 1968’de ülkenin işgal edilmesiyle sonlanmıştı. Bu işgal sonunda yaklaşık üç yüz bin kişi Batı ülkelerine iltica etmek zorunda kalmış; ülkelerinde kalan aydınlar, sanatçılar, kanaat önderleri ya nedamet getirmeye zorlanmış ya da işlerinden edilmişlerdi. Roman da, bu olaylarla alt üst olmuş yaşamlara odaklanır. Bunu yaparken de insanın karşısına çıkan durumlarda ahlaki olarak neyi tercih etmesi gerektiğini sorgulamaya çalışır Kundera. Kişi aşkta, siyasette, felsefede ya da günlük yaşamda neyi tercih edecektir: Ağırlığı mı hafifliği mi? İhaneti mi bağlılığı mı? Giydirilmeye çalışılan deli gömleğini mi kendi benliğini mi? Tüm roman yapılan tercihlerin, atılan adımların, vazgeçişlerin, tutunmaların dökümüne ayrılır. Sonuç olarak Milan Kundera’nın Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği’nde, okurunu seçimler, sorumluluk, ikilemler gibi konularda sürekli bir şekilde sınava girmeye zorladığını söyleyebiliriz. Bunu yaparken kendine dair değerlendirmeleri de aynı ikilemlere, kararsızlıklara sürüklemeyi başarıyor. Sırf bu yüzden bile Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği 20. yüzyılın en tartışmalı romanlarından biri olarak adlandırılmayı ve okunmayı hak ediyor. İyi Okumalar
Varolmanın Dayanılmaz HafifliğiMilan Kundera · Can Yayınları · 202413,2bin okunma
Reklam
10/10
·464 syf.··
2020 150. kitabı
·
“Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı hem aptallık, aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi, hem umut baharı hem umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı hem hiçi
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Can Yayınları · 202376,4bin okunma
9/10
·112 syf.··
2020 142. kitabı
·
Marquez’in en iyi romanı olarak tanımladığı Kırmızı Pazartesi, “Santiago Nasar, öldürüleceği gün, piskoposun geldiği vapuru beklemek için sabah saat beş buçukta kalkmıştı” cümlesiyle başlar. Daha ilk sayfada okur, bir cinayetin işleneceğini öğrenir. Katillerin kimliği ve cinayetin nedeni de bellidir. Kırmızı Pazartesi, en basit tanımlaması ile bir cinayet romanıdır. Biraz daha dikkatli okur için, bir töre cinayetini anlatır. Ama derinlemesine bakıldığında toplumsal ahlâk kurallarını, insan vicdanını, adaleti, ötekileştirmeyi ve dinsel ikiyüzlülüğü hallaç pamuğu gibi savurur. Bir toplumun susarak ve edilgenliğiyle suç ortağı olmasına ayna tutar. Kitabı kapattığımızda ne anlatı ne de sorgulamamız bitiyor. Anlatının etkisi sorularla çoğalarak devam ediyor. Suç nedir? Kim karar verir neyin suç sayılacağına? Peki, suçlu kimdir gerçekte? Suçu işleyen mi, teşvik eden mi yoksa suça göz yumanlar mı? Yaşadığımız şu dünyada adalet herkese adil mi davranır? Sorularınıza cevaplar bulabilmeniz dileğiyle..
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,2bin okunma
10/10
·464 syf.··
2020 89. kitabı
Kendi çocukluğunu geçirdiği dönemden ilham alarak yazdığı bu romanda büyük bir aile üzerinden o ailenin yaşadığı kasabanın kuruluşunu, gelişimini ve yok oluşunu anlatır. Bununla birlikte dönemin siyasi olaylarını konunun içine kusursuz bir şekilde katarak hikayeye gözlemci olarak katılmamızı sağlar. “Büyülü gerçeklik” akımını benimseyerek yazdığı bu kitapta, zaman zaman olağanüstü olaylar yaşanması tekdüzeliği kırıyor ve yazar bunu okuyucuya gayet doğal bir olay gibi aksettirmeyi başarıyor. Aynı zamanda bazı bölümlerde gelecekte olacakları söylemesi bir spoiler kavramından çok okuyucuyu daha da içine çekerek hızla okumaya sevk eden bir ayrıntı olarak karşımıza çıkmakta. Kitapta da bahsedildiği gibi, durup bir saniye yüreğimizi kollasak belki de ölmeden çürümekten kurtulacağız; ama unutuluyor işte her şey, insan inanmaya da hevesli, önemli olanın ne olduğu konusunda kafası karışıyor hep. Kitapla ilgili çok detaya girmek istemiyorum aslında. Benim en sevdiğim kitaplar arasında yer alıyor. İYİ OKUMALAR
Yüzyıllık YalnızlıkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202546,4bin okunma
10/10
·304 syf.··
2020 88. kitabı
Michael Ende’nin sade üslubuyla kolaylıkla okunan, yaklaşık otuz dile çevrilen bir kitap Momo. Türüne ister roman ister masal ister bir felsefe kitabı deyin insanın içine işliyor. Kitabın ‘dinlemekten’ de öte bir teması gizli, sayfaların arasında. O da: zamandır. Zamanı ölçmek için saatler ve takvimler yapılmıştır. Ama bunlar aslında hiçbir şey ifade etmez. Şu bilindik bir gerçektir ki öyle anlar vardır, bir saatlik süre insana bir ömür gibi gelirken, bazen de göz açıp geçinceye kadar geçer. Çünkü zaman, yaşamın kendisidir. Ve yaşamın yeri yürektir. Günümüzde haddinden fazla değer görmüş çocuk kitaplarının aksine Momo üzerindeki ünü fazlasıyla hak ediyor. Derdini aforizmalarla değil, güçlü betimlemeler ve arka plan öyküleriyle anlatıyor. Eserin yalnızca bu bakımdan bile başarılı olması yeterliyken, Momo her satırda bir fazlasını veriyor. İyi Okumalar
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782bin okunma
Reklam