Esra

Kötülüğün inkarı
Farkında olmadan naif bir bilinçdışılığa kapılmamak için kötülük meselesini mütemadiyen yeni bir bakış açısıyla değerlendirmeye ihtiyacımız var. Çoğumuz için kötülük hayatın karanlık bir köşesinde uyuyan bir kaplan olarak kalır. Zaman zaman uyanır, tehditkâr bir şekilde kükrer ve ( çok kötü bir şey olmazsa) onun tehlikeli varlığını inkar etme ihtiyacımız yüzünden tekrar uykuya dalar. Kötülüğün inkarı öğrenilmiş bir davranıştır. Sadece belli miktarda gerçekliğe tahammül edebiliriz.
Sayfa 277·Kitabı okudu
Bilge olan ne kötüye ne de iyiye bağlıdır.
Bir Hindu masalı, “ Bitmeyen döngülerde iyi ve kötü yer değiştirir,” der. “ Dolayısıyla bilge olan ne kötüye ne de iyiye bağlıdır. Bilge olan hiçbir şeye bağlı değildir.”
Sayfa 274·Kitabı okudu
Alıntı
Bana göre kitabın en etkili bölümü
Artık utanmıyordu. Söyleyebilirdi. -Ben çoğu geceler içiyorum, dedi. Şakağımdaki ağrıyı duymamak için, iştah açmak için falan diyorum ama değil, biliyorum. Bir çeşit umutsuzluktan kurtulmak için içiyorum. Belki kendi kendimden. İki çeşit içen vardır. Biri, benim gibi, kurtuluşu içkiden beklemenin utancıyla içer. Bir de şu çevrendekilere bak. Bunlar neden içiyorlar? Toplum içinde yaşamanın baskısını, yükünü hafifletmek için. Çekinmeden bağırmak, yüksek sesle gülmek için. Dışarıda bağırmak, kahkaha atmak yasaktır. Sokakta hiç gülmemek için burada gülerler. Böylesi az içer. Ya ben? İçiyorum da kurtulabiliyor muyum? Belki yalnız baş ağrısından... -Ya içmediğin zamanlar? -O zaman ararım. -Hep arayacaksın sen. Ya resim, ya kitap... -Tutamak sorunu. İnsanın bir tutamağı olmalı. -Anlamadım. -Tutamak sorunu dedim. Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaylardaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; kimi işine, sanatına. Çocuklarına tutunanlar vardır. Herkes kendi tutamağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. Gülünçlüğünü fark etmez. Kağızman köylerinden birinde bir çift öküzüne tutunan bir adam tanıdım. Öküzleri besiliydi, pırıl pırıldı. Herkesin, "-Veli ağanın öküzleri gibi öküz yoktur," demesini isterdi. Daha gülünçleri de vardır. Ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi! Bir kadın. Birbirimize yeteceğimiz, benimle birlik düşünen, duyan, seven bir kadın!
Sayfa 138·Kitabı okudu
Alıntı
Bulmak istemeyen ama arayan adam
Puan vermedi·192 syf.··
2026 13. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2026 10:37
·
Aylak Adam, aşkı arayan ama bulmak istemeyen, isteklerinden ziyade, kimsenin uyamayacağını bildiği şartları olan çelişkili biridir. C., aşkı arar gibi görünür ama aslında aradığı şey, bir imkansızdır, bağları olmayan, köksüz, toplumdan uzak biri. Toplumu ve onun kurallarını da reddeder gibi görünür; onlara benzemek istemez, kurallarına uymayı kabul etmez. Ancak buna rağmen insanları, onların yaşamlarını, evli mi bekâr mı olduklarını, ne iş yaptıklarını ya da nasıl yaşadıklarını düşünmeden de duramaz. Bu yüzden roman, aslında bir “bulma” hikâyesi değil; eksik kalmayı seçen birinin, hem tamamlanmayı isteyip hem de tamamlanmayı sürekli bozan iç çatışmasının hikâyesidir. Varoluşçuluk açısından bakıldığında ise C., hazır bir anlamın içinde yaşamayı reddeden ama kendi anlamını da kuramayan biridir. Özgürlük arayışı, seçim yapabilme gücünden çok seçim yapamamanın yarattığı sıkışma hâline dönüşür; bu da onu hem insanlara hem kendine yabancılaştıran temel gerilimi oluşturur. Edebiyatı, iç çatışmaları sevenler severek okuyacaktır.
Edebiyat
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201970,9bin okunma

Esra

, bir kitap okudu
Puan vermedi·192 syf.··
10 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2026 10:37
·
2026 13. kitabı
·
Yusuf Atılgan
7.4/10 · 70,9bin okunma