Yazar Melisa Kesmez’in okuduğum ikinci kitabı. Önce, 65'inci Sait Faik Abasıyanık Hikâye Armağanı'nı kazanan Nohut Oda’yı okumuş ve çok sevmiştim, sonra kapak ismine bayıldığım bu kitabını okudum ve aşık oldum.
Öyküler çook güzel, hisler harika ifade edilmiş, tespitler, tasvirler tam benlik. Ayrıca sıralama da çok iyi yapılmış, bir günde okudum, su gibi aktı gitti. Bitmesini istemediğim fakat elimden de bırakamadığım kitaplardan biri oldu.
Bence yazmaya ara vermesin, hep yazsın Melisa Kesmez. Keyifli okumalar..
Bu kitabı okumadım, dinledim. Kulaklığı kulağıma taktım ve sonra her boş anımda dinledim, dinledim.. Gazeteci yazar Demet Cengiz’in ilk romanı. Konu; kenar mahallede büyük yoksulluk içinde yaşayan Deniz ile Londra’da büyük yoksunlukla yaşayan James’in öyküsü. Okudukça içim parçalandı, öfkelendim, gurur duydum, üzüldüm. Ve kitabın açıklamasında “Bu bir anneli öksüzler, babalı yetimler romanıdır” cümlesinin neden yazdığını kalp ağrısıyla anladım. Yazar iki farklı kıtada iki yaralı karakterin büyümesine bizi şahit ederken, arka planda da o yıllarda Türkiye gündeminde olmuş önemli olayları bize çok güzel hatırlatmış. Kitapta kimler yok ki, kıymetli Türkan Saylan, Fazıl Say..Fakat kitabın sonu beklediğimden daha ani geldi, Deniz’in hayatı nasıl o noktaya geldi daha detaylı bilmek isterdim. Gene de severek ve sarsılarak dinledim. Hemen kitabı satın alıp kitaplığıma da koydum. Size de tavsiye ederim.
Metin Akpınar sahnede anılarını anlatırken çok isteyip de oynayamadığı tek karakterin Kuyucaklı Yusuf olduğunu söylemişti, bu yüzden bu kitap okuma listemde ön sıraya zıplamıştır.
Yusuf'un hikayesi çok dokunaklı, küçük yaşta ailesi eşkiyalar tarafından öldürülüyor ve kaymakam tarafından evlatlık alınıp, onlarla yaşamaya başlıyor. Ailenin bir de küçük kızları var Muazzez…
Hikaye Anadolu yaşamını süslemeden olduğu gibi aktarmasıyla, köydeki güç ve adalet dengesini acımasızca ortaya koymasıyla çok etkileyici bir eser olmuş. Yazar Aydın cezaevinde tanıdığı Yusuf’un hikayesinden etkilenerek yazdığı bu romanı üç ciltlik bir eser olarak planlamış, fakat genç yaşta öldürüldüğü için bu planını gerçekleştirememiş. Zaten roman Netflix dizisi gibi, öyle bir bitiyor ki bir an önce yeni sezon başlasın da ana karaktere ne olmuş öğrenelim istiyor insan. Ama ne yazık ki bundan sonrası hayal gücümüze kalıyor.
Sabahattin Ali’nin 1937 yılında yayımlanan ilk romanı olan ve ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı’nın hazırladığı 100 Temel Eser listesinde bulunan bu eseri okumanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalar 💫👌
Okumam gereken kitapların sayısı hızla artarken, arada dönüp eski okuduklarımı tekrar okumaya da vakit ayırıyorum. Bu kitap da eski bir dost benim için.
Gogol, Palto adlı hikayesini 1842 yılında Çarlık Rusya döneminde yazmıştır. Silik ama çalışkan dokuzuncu sınıf memur Akaki Akakiyeviç'in hikâyesinin anlatıldığı bu öykü, o zamanın şatafatını anlatan süslü cümlelerle bezenmiş hikayelerden çok farklı, sade ve gerçekçi bir dille yazıldığı için o dönemin Rusya’sında çok eleştirilmiştir. Fakat her değişimin sancılı bir başlangıcı olduğu gibi güzel sonuçları da vardır. Bu hikayeden bir çok yazar etkilenmiş, ve öğrenmiştir. Dostoyevski’nin meşhur “Hepimiz Gogol’un Palto'sundan çıktık.” lafı da buna güzel bir örnektir. Özetle okuyacağınız bu kısa öykü Rus ve dünya edebiyatında çok önemli bir yere sahiptir, ve muhakkak okunması gereken eserlerden biridir. Keyifli okumalar dilerim.
Bu kitabı çok eskiden okumuştum, ama yorumumu yazmak bugüne kısmetmiş. Mina Urgan kesinlikle hayranlık uyandıran, çok değerli bir Türk kadınıdır, öğretmenidir. O kadar kıymetli bir geçmişi var ki bunu bizimle paylaştığı için çok şanslıyız. Düşünün ki Falih Rıfkı Atay onun üvey babası, Necip Fazıl Kısakürek ona soyadını veren kişi (Mina Urgan solcu olduğu için 'senin boynuna nasıl olsa ipi geçirecekler, soyadın da urgan olsun bari' demiş), Atatürk, Ahmet Haşim, Neyzen Tevfik, Sait Faik Abasıyanık, Behice Boran, Halide Edip Adıvar, Abidin Dino, Sabahattin Eyüboğlu, Halikarnas Balıkçısı, Yahya Kemal Beyatlı, Aziz Nesin… Ve daha kimler kimler ve ne hikayeler. Peki Bodrumdaki evinin restorasyonunu gazeteci ve şair arkadaşı Nail Çakırhan'ın yapması? Nail Çakırhan'ın mimarlık eğitimi olmadan, dünyanın en prestijli mimarlık ödüllerinden olan Aga Han ödülünü kazanan tek kişi olduğunu biliyor muydunuz? Ne kadar dolu ne kadar zengin bir hayat! Film olmalı! Bence herkesin özellikle her kadının okuması gereken bir kitap.