NUR

Çocukken bir ebeveyniniz öldüyse, hayatınızın geri kalan döneminde major depresyona yakalanma riskiniz artmış demektir. Bana göre bunun nedeni, yaşam doğasına ilişkin derin bir dersin, daha çok küçük yaşlarda öğrenilmiş olmasıdır: Dünya, üzerinde hiç kontrolünüzün olmadığı, korkunç, kötü şeylerin olduğu bir yerdir.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bence kalbin ihtiyacı olan sessiz bir denge asla fazlası değil
İster yas içinde başımızı duvarlara vurup ağlayalım, ister mutluluktan coşkuyla zıplayıp bağıralım, her ikisi de hasta bir kalp üzerinde aynı miktarda zorlanmaya neden olabilir. Başka bir deyişle, ister bir cinayete yol açacak yoğunlukta bir öfke, ister baş döndürücü bir orgazm olsun, sempatik sistemin kalp damarlan üzerindeki etkisi aynıdır. Birbirine zıt uçlarda olan duygular, fizyolojik olarak şaşırtıcı derecede benzer temellere sahiptirler (Nobel Ödülü sahibi bir yazar ve Yahudi soykırımı kurbanı olan Elie Wiesel'ın, sıklıkla tekrar edilen bir sözü hatırlanacak olursa: "Aşkın zıttı nefret değildir. Aşkın zıttı kayıtsızlıktır."). Kalp-damar sistemi söz konusu olduğunda, tüm öfke ve hazlar, yaşanan zaferler, sevinçler, hayal kırıklıkları, acılar, kayıplar, yaslar hepsi, allostatik dengeyi bozmak için biribirleriyle yarışırlar.
…Özellikle öfke gibi olumsuz ve güçlü duyguların yoğun hissedildiği herhangi bir olaydan sonraki iki saat içinde kalp krizi riski iki kat fazladır. Örneğin, O. J. Simpson'ın mahkemesinde, savcılardan biri olan Bill Hodgman, savunma avukatlarından johnnie Cochran'ın söylediği bir şeye itiraz etmek amacıyla belki de yirminci kez yerinden fırladığı anda, aniden gelen şiddetli bir göğüs ağrısıyla yere yıkılmıştı (merak etmeyin ölmedi). Bu türden güçlü duyguların en yoğun şekilde yaşandığı yerlerden olan Las Vegas kumarhanelerinde, olası kalp krizlerine karşı, kolay ulaşılabilecek yerlerde, düzenli aralıklarla yerleştirilmiş defibratörler (kalbe elektrik şoku vererek tekrar normal atım hızına dönmesini sağlayan makineler) bulundurulur.
Zihnin yükünü sonunda beden taşıyor :(
Kronikleşmiş, duygusal ve psikolojik stresin neden olduğu yüksek kan basıncının, ABD ve dünyanın gelişmiş diğer ülkelerindeki birinci ölüm nedeni olan kalp-damar hastalıklarına nasıl yol açtığını, son derece basit bir örnekle açıklamak mümkündür. Aslında kalbinizi basit ve aptal bir mekanik pompa olarak, damarlarınızı da bir bahçe hortumundan belki biraz hallice olarak düşünebilirsiniz. Stres sırasında ortaya çıkan kardiyovasküler tepki, bu pompa ve hortumu zorlar; çok sık tekrarlandığı takdirde de yıpratmaya başlarlar.
Bir aslandan kaçarken, bedeninizde gayet yerin­de ve işlevsel bir tepki olarak ortaya çıkabilecek 180/100'lük kan basıncı, sabahları çocuğunuzun dağınık bıraktığı odasını gördü­ğünüzde de ortaya çıkıyorsa, artık hızla, kalp ve damar hastalığı geliştirmeye doğru yol alıyorsunuz demektir.