Sadako, Japon ve küçük bir kız çocuğudur. Sıradan bir ailesi vardır, yani kardeşleri, anası, babası ve kendisi, Sadako mutludur, zaten niçin mutlu olmasın ki? Hayatında herşey normal, hatta iyi gidiyordur. Arkadaşları vardır mesela...
Sadako her nesne veya fiilden şans görür, örümcek, bulutsuz hava, turna kuşu, bu iyimser olmamız gerektiği ifade eder.
Sadako son zamanlarda baş dönmesinden şikâyet ediyordu. Lakin bunun bir süre sonra geçeceğine inanıyordu. Sonrasında bir koşu antremanında düşer. Muallimleri onu yerden kaldırır. Sadako ne olduğunu bilemez, masum bir şekilde, yoruldum galiba, der.,ve sır ortaya çıkar. Japonya'ya Amerika tarafından II. dünya harbinde iki adet atom bombası atılmıştır. Daha sonrasında atom bombaları Japonya'da şiddetli radyasyonlara insanları masur bırakmıştır. Sadako'da bundan etkilenmiş ve hastalanmıştır. Burada savaşın saçmalığı, ülkelerin çekişmesi nedeniyle masum insanlara zarar geldiği anlatılıyor ve kitabın ana fikride bu zaten. Bilhassa böyle zamanlarda bu tür kitapları okumak savaşa olan bakış açınızı değiştirir. Çok sevdiğim yazar Aytmatov'unda dediği gibi, savaş uyamadan önce dinlenecek bir peri masalı değil, bir cahilliktir
Daha sonrasında Sadako turna kuşu origamisinin şans getireceğine inanır. Ve katlar. Altı yüze yakın origami yapar. Ve altı yüzden sonra iyice güçsüzleşir ve hastalıktan ölür. Kitapta ölüm bir illet gibi gösterilmiştir. Ölüm o kadar da kötü değildir aslında ama on yaşında bir kız iki cahil ülkenin savaşı yüzünden ölüyorsa, işte o kötü...