Ama intihar etmeyip yaşıyorsak anlamın büyüklüğünden değil,hayatın içine düşmüş olmaktan, muzır bir merakla istiraplı bir inadın götüreceği yeri görme isteğinden; bir de şahsi duruşun gölgesinin topluma bir lanet gibi düşmesini diliyor olmaktan. Başka bir anlamı yoktur her güne yeniden başlamanın.
Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi. Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? Kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı? Yaşayışımıza ve etrafımıza şekil vermek arzusuyla dünyaya gelmekten ise hayatın ve muhitin verdiği şekli kolayca alacak kadar boş ve yumuşak olmak daha rahat, daha makul değil miydi?