Nasıl başlasam bilemiyorum. Bir solukta okunabilecek bir kitap hatta tekrar tekrar okunabilecek türden. Kitabı okurken hep bir şeye takıldım Engin ve Enki nin geçmişi! Bir geçmişleri var gibi duruyordu daha en başından kitabın ama ben bunu bilmiyordum; bunun iki açıklaması olabilirdi birincisi bu bir serinin devamıydı ve ben sondan başlamıştım (bu en kötü olan senaryoydu), ikincisi olaylar sanki ilk kitap yok da, daha önce yaşanmış gibi aktarılıyor diye düşünüyordum ki Kaderler Tableti' nin sonlarına yakın bir sayfa altı bilgi notunda "Ata Mezarlığı adlı 2. kitapta" yazısıyla üzüldüm. Bu saatten sonra diğer kitap/kitapları okuyamayacaktım. Neyse ki bu harika eseri okumuş olmak bile güzel. İçerisinde tarihten,psikolojiye,parapsikolojiye,fiziğe,bardo tödole,muazzam çevre tasvirlerine,tanrılara,şeytana,Birin kuramına,dinler tarihine v.b daha ilgi duyduğum burada yazmadığım bir çok şeye varıncaya kadar bulunuyor.
Yaşadım Engin Orta Asya'dayken Bumin Kağan'la o kütüklere oturduklarında bende oradaydım birlikte kımız içerlerken o ana bir an olsun o hayale bende ortak oldum çok güzeldi.
Bardo Tödol yazmaları o alıntılar çok güzeldi.
Ergenekon da Göktürkler'de kadının konumu çok güzeldi.
Aybarçın hikayesi çok güzeldi.
Neredeyse her şey çok güzeldi ama bir iki konu var ki değinmeden edemeyeceğim;
1. Enki ve Börteçene müdahaleleri çok sığ olmuş özellikle gücü bu kadar çok isteyen Enki çok az şey yapmış hele hele sonlarda neredeyse sıfır etki.
2. Yine sonda egemenlikleri biten tanrılar bu kadar sessiz mi terk etmişler dünyayı yada terk etmişler mi? Buralar çok belirsiz.
3.Ali Urimki çölünde Urum kilerin mağarasına çok hisli bakmıştı altında bir şey çıkar diye düşündüm ama...
Yinede Boğayı Öldür kitabıyla tanıdığım yazarın bu kitabı beni hüsrana uğratmadı çok güzeldi.