"Bahar eyyamıdır gülşende gül etdi tebessümler
Bu demlerde olup gûyā eder bülbül terennümler
Eline aluben eşcâr edipdür sim ü zer hâzır
Çemen sultanı yanına ider isâr dirhemler
Ganimet gör bu birkaç gün geçirme ömrünü zâyî
Bilirsün kande gitmişdür Feridun Husrev ü Cemler
Ok u yâ aluben çeşmi çıkar dil almağa dâim
Pusuya girüben zülfü kafada dürdü perçemler
Muhibbi her varak üzre yazılır dest-i kudretle
Ferah bâkî degül ömrüm ferahsuz dahi bil gamlar"
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Eşi dostu verdik birer birer toprağa;
Kiminden bir taş bile kalmadı ortada.
Sen, ey yorgun katır, hala bu çöldesin:
Sırtında bunca yük, yürü bakalım hala."
Bu yaşa erdirdin beni,gençtim almadın canımı
ölmedim genç olarak ,ölmedim beni leylak
büklümlerinin içten ve dışardan
sarmaladığı günlerde
bir zamandı
heves ettim gölgemi enginde yatan
o berrak sayfada gezindirsem diye
ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende.
Vakti vardıysa aşkın,onu beklemeliydi
genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için
halbuki aşk,başka ne olsundu hayatın mazereti
demedim dilimin ucuna gelen her ne ise
vay ki gençtim
ölümle paslanmış buldum sesimi.
Hata yapmak
fırsatını Ademe veren sendin
bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana
gençtim ve ben neden hata payı yok diyordum hayatımda
gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi
haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne
bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak
bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini
tanıdım Ademoğlu kimin nesiymiş
ter döküp soru sormak nereye sürüklermiş kişiyi.
Çeşme var,kurnası murdar
yazgım
kendi avcumda seyretmek kırgın aksimi.