"Tolstoy'un şaheserlerinden biri olan, ölüm ve insan arasındaki ilişkiyi ele alan bu eser, bir sulh yargıcı olan ve hayatı 'olması gerektiği gibi' yaşamaya çalışan İvan İlyiç'in, geçirdiği hastalığının kendisini ölüme götürmesiyle birlikte, insanların gözünde yükselirken aslında hayatın da kendisinden o kadar uzaklaştığını fark ederek ölüm ve hayatı sorgulayışını ele almaktadır. Sade olmasına karşın ölüm kavramını çarpıcı bir derinlikle işleyen bu eser bütün bu özellikleriyle dünya edebiyatında önemli bir yere sahiptir."
İvan İlyiç; kimimizin annesi, babası, nenesi veya dedesi olabilir. Ben, İvan İlyiç'i kanserden kaybettiğimiz dedeme benzettim. O da hasta idi. İvan İlyiç'e göre farklı hastalığı olsa da her gün kötüye giden en son günlerce inleyerek vefat etmesine sebep olan bir hastalıktı. İvan İlyiç'in ölüm zamanlarına yakın herkese kapalı olup ölümü ve yaşamı sorgulatması beni de sorgulattırdı. "Acaba benim dedemin son zamanları da böyle mi olmuştur?" diye. Neyse. Tek solukta okunabilecek, ölümü içinizde hissettiren bir kitap.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"İntibah, Namık Kemal'in, ilk kez 1876'da yayımlanan bir romanı. Romanda iyi yetişmiş Ali Bey'e maddi ve manevi olarak yıkım şeklinde sonuçlanması anlatılır. Ali Bey olayın farkına varana kadar iş işten geçmiştir.
İntibah, Türk Edebiyatı tarihinde ilk edebi roman olarak değerlendirilir. Romanda romantizm akımının etkisi görünür."
Aşk içerikli olup bana kısmen hitap eden nadir kitaplardan. Dili pek süslü değil fakat zaman zaman kurduğu cümleler kafa karıştırabilir. Birazcık sıkıcı olduğunu eklemem gerek. Okuyanlara iyi okumalar.
İntibahNamık Kemal · Ihlamur Yayınları · 201149,2bin okunma
"Halka söylemekten utanacağın bir şeyi yapmaktan nasıl utanmazsın? Sen herkesten alçak mısın ki yaptığın bir şekli ötekinin berikinin bilmesinden utanıyorsun da yalnız sen bildiğinde utanmıyorsun?"
1910 yılında Dünya'ya çarpacağı söylentisi yayılan Halley Kuyruklu Yıldızı" mahalle halkı arasında büyük bir paniğe yol açmıştır. Yazar , bu durumu eğlenceli bir anlatımla okuyucuya aktarır. Mahalle ağzıyla yorumlanarak kaleme alınan eser, dönemin sosyal yapısını yansıtması bakımından da "toplum için bir ayna" olma hüviyeti gösterir.
Kadınlarla arası iyi olmayan ve bu durumu fırsat bilen İrfan Galip Bey, "Halley" hakkında konferanslar vermeye başlar ve kadınları iyice korkutur. Bir gün İrfan Bey'e kimden olduğu bilinmeyen bir mektubun gelmesiyle hikâyenin seyri oldukça değişir. Yazarın betimlemesine hayran kaldım. 7.5/10