Çocukluğunun uzun gecelerinde, nefes almaya çalışırken ve kuru bir öksürükle sarsılırken, yatağında oturmuş ve yanında hemşiresi, Gece Cadısı adını verdikleri şey, işini bitirip gitsin diye beklerken, eğer bir gün yeterince güçlü olursa, mümkün olan her maceraya atılacağını söylemişti kendine; yollara düşecek, denizlere açılacak, garip karşılaşmalar yaşama umuduyla, yeni bir Ulysses gibi uzaklara gidecek,ama hepsinden çok, yolculuğun kendisi için yolculuk yapacaktı. Hasta yatağı, hemşiresinin onu her gece bindirdiği bir tekne gibi gözükmüştü ona, ışıklar söndüğünde usulca soluyarak mavi karanlığa açılacaktı.