Marcus Aurelius, "Acı, acı hakkındaki canlı düşüncedir. Bu düşünceyi değiştirmek için irade güzü göster, onu silkip at, şikayet etmeyi bırak; acı kaybolup gidecektir," demiştir. Gerçekten de öyle. Bir bilgin y ada sadece düşünen, kafası çalışan bir kimse, diğerlerinden tam da acıyı küçümsemesiyle ayrılır. Bu kişi her zaman halinden memnundur ve hiçbir şeye şaşırmaz.
Her türlü zorbalığın toplum tarafından makul ve yerinde bir gereklilik olarak karşılandığı, beraat kararı gibi her türlü merhamet göstergesinin toplumda tatminsizlik ve intikam duyguları uyandırdığı bir dünyada adaleti düşünmek gülünç değil midir?
Yaşamak, insanın gözlerini kapalı tuttuğu ve açınca her şeyin değişmiş olacağını umduğu çocukluk oyunlarına öylesine benziyor ki; insan karşısında camdan kuleleri olan yeni bir şehir, ziyafet için donatılmış bir masa, ağaçların artık darbe indirmediği ve kendilerini büküp korkunç şekiller almadığı sevimli bir orman bulmayı bekliyor.