barzan tunç

barzan tunç
Bir psikoloğun not duvarı...

barzan tunç

, bir kitap okudu
Puan vermedi·368 syf.·
17 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 15:10
·
2026 9. kitabı
Johann Hari
8.6/10 · 1.916 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Beğenmedim
Puan vermedi·164 syf.··
2026 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2026 14:14
İlk defa bu yazarı okuyorum. Kitabı öven çok sayıda inceleme gördüm. Açıkçası bu övgülere katılamıyorum. Evet özgün bir tarzı, akıcı bir dili var, eleştirdiği konular var ve bu konularda haklı da. Ancak kitabın çok güzel yazıldığını düşünmüyorum ve derinlik bulabildiğim bir kitap da değil. Elbette her okur farklı bir şekilde etkilenir, beğenen olur beğenmeyen de olur ancak bana hitap eden bir kitap olmadı. Beğenmediğim için de detaylara girip uzatmak da istemiyorum.
1000Kitap
Tuhaf Bir KadınLeyla Erbil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20252,859 okunma

barzan tunç

, bir kitap okudu
Puan vermedi·164 syf.··
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2026 14:14
·
2026 8. kitabı
Leyla Erbil
7.3/10 · 2.859 okunma
#EğitimdeŞiddeteHayır
Bazı kişiler bu olayların nedenini sadece “mafya dizilerinden kaynaklı” olduğuna inanıyor. Ancak bu olay sadece model alma ile açıklanamaz. Mafya dizileri ya da şiddet içerikli dizi/filmler uzun yıllardır var. Ancak bu olaylar bu zamanda daha çok artmış durumda. Elbette şiddet içerikli yapımlar; cezasızlık düşüncesi, var olmak için şiddet gerektiği inancı ve şiddetin işe yaradığı fikrini besleyebilir, ama sadece bununla açıklanamaz. Bu olaylar, toplum dinamikleri, kişilik, sosyal çevre ve öğrenme süreçleri gibi birçok nedenin birleşimiyle ortaya çıkıyor. Bu olaylara gelen eleştirilerden biri de ebeveynlerin çocuk yetiştirme tarzındaki yanlış tutumlar. Bence bu eleştiri önemli bir noktaya değiniyor. Bazı ebeveynler çocuklara kural koymama yönünde bir tutum sergiliyor. En ufak bir “hayır” demenin çocukta travma yaratacağına inanıyorlar. Bundan dolayı da çocuklarını “özel” yetiştiriyorlar ve bu “özel çocuk” talepkâr ve kontrolcü olarak yetişiyor. Çünkü her şeyi kendine hak gören bir mantıkla büyüyor. “Ben özelim, istediğim her şey yerine getirilecek” düşüncesi gelişiyor. Peki gerçek dünya böyle mi? Elbette değil. Gerçek dünyada işlerin böyle yürümediğini kabullenmek zor olabilir. Bu durumu kabul etmek istemeyen çocuk; “ben bunu istedim ama bana hayır dedi, beni reddetti, bana bağırdı, bana kurallara uymamı söyledi” gibi durumlarla karşılaşınca her istediğini alamayacağı gerçeğini kabullenemeyip uygun olmayan davranışlarda bulunabilir. Sosyal beklenti ve kuralları öğrenmeden büyüyen çocuk hem kendisi için hem de toplum için tehlike arz eder. Bu yetiştirme tarzında kurallar ve kısıtlamalar olmadığı için çocuk, duygularını ve davranışlarını kontrol etmeyi öğrenemez ve dürtü kontrolünde sıkıntı yaşar. Böylece davranışlarının sonuçlarına aldırmadan hareket eder. Konu
1000Kitap
Etiketlemelerimiz, kaygıdan kaçmak için sığındığımız yargılardır.
Puan vermedi·72 syf.··
2026 7. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2026 14:48
Kanadalı hekim William Osler, “Hastalığı değil, hastayı tedavi edin.”yaklaşımını benimser. Altıncı Koğuş adlı eserde bu yaklaşımın ne kadar gerekli olduğu fikrini gördüm. İnsanlar, toplum, kurumlar; birey ve hastalık arasındaki sınıra dikkat etmiyor ve insanı yaşadığı psikolojik sıkıntılarla özdeşleştiriyor. Yani aslında bireye, insan olarak değil de hasta olarak ya da eserde bahsedildiği şekli ile “deli” olarak bakılıyor. Yani insanları etiketliyor ve o etiketin dışına çıkılamıyor. Eserde, İvan Dmitriç altıncı koğuşta yatan ve psikolojik bir hastalıktan muzdarip bir birey. Kendisi ile sohbet eden doktoru toplum etiketliyor ve “hasta” olarak niteliyor. Toplum herhangi bir psikolojik hastalığı olan birey ile sohbet etmenin olanaksızlığına inanıyor ve bunu “anormal” olarak etiketliyor. Ancak doktor, İvan Dmitriç adlı bireyi hastalığından ayırıyor ve bir birey olarak görüyor, sohbet ediyor. Toplum için bu “bilinmezlik” kaygı verici bir durum olarak nitelendiriliyor ve “bilinmezliği” “bilinir” kılıp kaygısını yok etmek için en kolay yol olan etiketleme yolunu seçiyor ve doktoru da “deli” olarak etiketliyor. Buradan şunu da anlıyoruz ki hastalık bazen biyolojik değil toplumsal bir yargıdır. Eseri daha ayrıntı bir şekilde inceleyebiliriz çünkü satır araları gerçekten zengin. Ancak ben bununla sınırlı kalmak istiyorum ve gerçekten önerebileceğim bir kitap olduğunu belirtmek istiyorum.
Alıntı
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,3bin okunma