İnsanlığın altın çağı olan Hazreti İsa’dan önceki 4. Yüzyılda, bütün medeniyetlerde insan, hem Allah’ı kalbinde taşıyan biri hem de bütün tabiatın bir özeti mahiyetindeydi.
Bu şehrin bir kapısından girip, öbür kapsından çıkıncaya kadar bildiklerimi unuttum, unuttuklarımı hatırladım. Var olan varlığım yok olmuş, yoktan var edilmiş idim.