"Bazen kafamızdaki karmaşayı gidermeden yaşamaya devam edemeyiz; bazen gidersek bile devam edemeyiz. Hayat kafamızın içindeki midir? Dışındaki mi?
Çoğu zaman bilemeyiz."
"Bilseniz ne kadar mutluyum," dedi. "Mutluluk benim için hastalık gibidir; beni ezer ve bitkin hale getirir. Her şeyin bir düş gibi yok olup gitmesinden korkuyorum!" dedi.
"Artık nakışımı bitirmenin zamanı gelmişti. Neden bu uzun işe kalkıştığımı belki bilmiyorsunuzdur Félix? Erkekler yaşamlarının uğraşlarında acılarına, üzüntülerine karşı çareler bulurlar; işlerinin hay huyu onları oyalar ve avutur. Fakat biz kadınların, dertlerimize, acılarımıza karşı ruhumuzda hiçbir dayanak noktası yoktur. Üzücü düşüncelere kapıldığım zamanlar çocuklarıma, kocama güler yüz gösterebilmek için, acıyı beden hareketleriyle dengeleme gereksinmesini duydum. Böylece hem birtakım sinirli çıkışları, hem de insanın gösterdiği büyük çabalardan sonra gelen tembellikleri önlemiş oluyorum. Belli aralıklarla kolumu kaldırıp indirme eylemi, zihnimi bir beşikteymişçe sine sallıyor, kasırgalar kopan ruhumu da bir sükûnet kazandırarak, heyecanlarımı ritme sokuyor düşüncelerimi oyalıyor Her ilmekte sırlarımın itirafı, üzüntülerimin dertleşmesi var, anlıyor musunuz?
Hiçbir şeyi sevemiyordum. Ama doğa sevmek isteyen bir yürek vermişti bana. Değeri bilinmeyen duygular kimi ruhlarda kine dönüşse de benimkinde yoğunlaştı kendine yol buldu ve sonra da buradan hayatıma aktı.