Her şeyden önce aşkta, erkeğin, yapısı gereği vefasızlığa; kadının ise vefalı bir davranışa eğilimli olduğunu söyleyelim. Erkeğin aşkı, doygunluğa erdiği andan sonra, gözle görülür biçimde azalır, önüne çıkan her kadın, elde ettiği kadından daha çekici gelir ona; çeşitliliği arzulamaya başlar. Kadının aşkı ise, doygunluğa erdiği andan sonra artmaya başlar.
Bilinçli farkındalık, kişinin arzusunun şiddetini de değiştirmez, irade gücünü de sarsmaz. Bunun yerine bu ikisi arasındaki ilişkinin değişim geçirmesini sağlar. Atı evcilleştirmek için savaşmak yerine, binicinin daha iyi at binmeyi öğrenmesini sağlar. Farkındalık, zararlı dürtünün enerjisi ya da gücünü dizginlediğinde, ikisi ahenkle bütünleşerek bir olur ve belki de birbirleriyle savaş halinde olan bu iki zıt kutbu (binici ve atı) neredeyse birbiriyle dans edecek kadar değiştirip dönüştürür.
Temel olarak ne zaman kendimizi rahatlatmak için bir nesne ya da eyleme yönelsek, söz konusu davranış otomatize olup alışkanlığa dönüşene değin öğrenmeyi pekiştiriyoruz. İşte, kaygı döngüsüne ve diğer alışkanlık döngülerine sıkışıp kalmayı da bu şekilde başarıyoruz.