Vassil Noah

Vassil Noah
@BudalaAmaOkur
Klinik Psikolog | İstanbul Üniversitesi
İÜ
İstanbul
Varna/Bulgaristan
166 okur puanı
Şubat 2025 tarihinde katıldı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Erkekler tek bir kadınla yetinmezler miş!!
Erkekleri “yapmacık” ve “ergen” diye etiketlemek, bir tespit değil; tekrarlayan hayal kırıklıklarının teoriye dönüştürülmüş hâlidir. “Erkekler tek bir kadınla yetinmez” cümlesi ise biyoloji değil, ısrarla yanlış kapıları çalanların geliştirdiği kader anlatısıdır. İlginç olan şu: Kendi seçimlerini sorgulamak yerine, erkek doğası üzerine kesin hükümler vermek; ardından bu anlatıya inanmayan kadınları “akıllı olmamakla” itham etmek…(çünkü cümlede akıllı hemcinslerim derken bir ima var gibi görünüyor)Bu, farkındalık değil; hayal kırıklığını üstünlük sanma çabasıdır. İnsan davranışı genellenerek değil, seçilerek yaşanır. Ama bazıları için bunu kabul etmek zordur; çünkü o zaman sorun “erkekler” olmaktan çıkar, tercihlerle yüzleşmek gerekir.
1000Kitap

Sema

@Sema_2004
·
Erkekler çok yapmacık ya da ergenliğin başında aşık gibiler böyleler. Normalde tek bir kadinla yetinmezler bunu kendileri de çok iyi biliyor ama benim akıllı hemcinslerim bunu kabul etmiyor:)
1000Kitap
Jimmy isimli okura yanıt verildi
Vassil Noah
İzin verirsek evet..
Eleştiri….
1000Kitap , adı üzerinde, bir okuma ve düşünme platformu. Bir beğeni pazarı, bir flört alanı, bir ego vitrinliği ya da “beni fark edin” sahnesi değil. Ama ne yazık ki bugün burada gördüğümüz şey kitaplar değil; alıntı maskesi takmış boş cümleler, edebiyat kılıfına sokulmuş kişisel dram şovları,okumadan “okur”, düşünmeden “aydın” rolü oynayan bir kalabalık. Bu, bireysel bir sorun değil. Bu, okumayı bir eylem değil bir süs sanan, fikri derinlik değil görünürlük arayan, sessiz düşünceden korkup sürekli konuşma ihtiyacı duyan bir zihniyetin yansımasıdır. Kitap, insanı susturur. Bu platformda ise herkes bağırıyor. Ve asıl problem şu: Bu yüzeysellik normalleştiriliyor. Ama biri çıkıp ülkeye, sisteme, toplumsal çürümeye dair tutarlı bir eleştiri yaptığında, “kurallara aykırı” denilerek içerik kaldırılıyor. Soru basit: – Kitapla ilgisi olmayan paylaşımlar serbest – Ama düşünce rahatsız ediyorsa yasak mı? Eğer bir platform, amacı dışında kullanım karşısında susup eleştirel düşünce karşısında refleks gösteriyorsa orada sorun kullanıcıda değil, yönetim anlayışındadır. Eleştiri gürültü değildir. Eleştiri saldırı değildir. Eleştiri, bu ülkenin en çok ihtiyaç duyduğu şeydir.
1000Kitap
Zeynep isimli okura yanıt verildi
Vassil Noah
@Gozdeedd özgürlüğümüz kendi elimizde :) böyle bir şey olduğu anda rahatsız edici bir üslup veya mesaj ise amaç başka ise hemen şikayet edip engelleyebiliriz :)
Ruhsal Çöküşü Normalleştiren Bir Toplumun Psikopatolojisi
İnsanlar artık açlık sınırında değil,sabır sınırında… Bir toplum sürekli yoksullaştırıldığında yalnızca ekonomik olarak değil, psikolojik olarak da küçülür. Bugün yaşanan şey bir geçim sıkıntısı değil; uzatılmış bir ruhsal travmadır. Ve travma uzadıkça, insanlar bunu “hayat” sanmaya başlar. Türkiye’de bireyler artık gelecek planı yapmıyor. Çünkü gelecek, zihinde temsil edilemeyen bir kavrama dönüştü. Psikolojide buna gelecek yoksunluğu denir. İnsan, yarını hayal edemediği noktada bugünü de sağlıklı yaşayamaz. O yüzden herkes gergin, tahammülsüz ve kronik öfkeli. Bu öfke bilinçli değil; birikmiş ve yönsüz. Ekonomik baskı, bireyin benlik algısını sistematik biçimde aşındırıyor. İnsanlar çalıştıkça güçlenmiyor, çalıştıkça değersizleşiyor. Çaba ile karşılık arasındaki bağ koptuğunda ortaya çıkan şey, klasik depresyon değildir; sessiz bir çökkünlük hâlidir. İnsanlar ağlamıyor, bağırmıyor; sadece içten içe vazgeçiyor. Toplum şu anda üç savunma mekanizması arasında gidip geliyor: inkâr, mizah ve öfke. İnkâr eden “şükür”le hayatta kalıyor. Mizaha sığınan alay ederek acıyı küçültüyor. Öfkeli olan ise en zayıfa saldırıyor.Hiçbiri iyileşme değildir; bunlar çürümenin üstüne sürülen psikolojik boyalardır. Sürekli belirsizlik, bireyin sinir sistemini kalıcı olarak bozar. Beyin, tehdit hiç bitmeyecekmiş gibi çalışır. Kortizol düşmez. Uyku bozulur. Odak kaybolur. İnsanlar düşünemez hale gelir. Bu noktada toplum, sorgulayan değil tepkisel bireylerden oluşur. Tepkisel birey yönetilmeye uygundur; çünkü refleksle yaşar, akılla değil. Sosyolojik açıdan en tehlikeli sonuç şudur: ahlaki yorgunluk. İnsanlar artık doğruyu savunmaktan yorulmuştur. Haksızlık rahatsız eder ama şaşırtmaz. Bu, bir toplumun çöküşe en yakın olduğu noktadır. Çünkü kötülük sıradanlaşmıştır.Aile kurmak, çocuk yapmak,
1000Kitap
Özlem isimli okura yanıt verildi
Vassil Noah
Özlem Katılıyorum; bugün yaşananlar klasik savaşlardan çok daha sinsi. Cephe artık insanın zihni ve bu savaş sessiz ilerliyor. Akıl hastalıklarının artışı bir tesadüf değil, uzun süreli belirsizlik, güvensizlik ve değersizlik duygusunun doğal sonucu. Mikro mücadeleler dediğiniz şey, bireyin her gün kendi zihnini ayakta tutma çabası. Bu yüzden yaşananları bireysel kırılganlıkla açıklamak büyük bir körlük olur. Teşhis doğru: bu bir küresel ruhsal aşınma süreci. Teşekkür ederim.