Buğra Acar

Buğra Acar
@BugraAcar
Nasılsa insanım? Nasılsa insandım! Okumak ve gezmek olası birsey. Peki kendini modernlik içinde sanıp da eli kitap yerine para desteleri taşıyanlara ne demeli ?
Güceniklik içinde hayatın maddi dokusu üzerine düşünüyordu. Hep böyle mi olmuştu? Yemeğin tadı hep böyle miydi?
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bir gün gelecek diye düşündü Winston aniden, derin bir inançla, Syme buharlaştırılacak. Fazla zeki. Net görüyor, açıkça söylüyor. Parti böyle insanları sevmez. Bir gün ortadan kaybolacak. Yüzünden okunuyor bu.
Geleceğe ve geçmişe, düşüncenin özgür, insanların birbirinden farklı olduğu, kimsenin yalnız yaşamadığı bir zamana - gerçeğin var olduğu ve olanların olmamış sayılamayacağı bir zamana: Tek biçimlilik çağından, yalnızlık çağından, Büyük Birader'in çağından, eşdüşün çağından- selamlar!
Sayfa 42 - İthaki Yayınları
Neşeliyse o fakirlik, fakirlik değildir zaten! Çünkü çok az şeyi olan değil, hep daha çoğunu isteyen fakirdir aslında. İnsan başkasının malına göz dikerse, elindekileri değil, elde edeceklerini hesap edip durursa, hazinesinde, ambarlarında yığınla malı, sürüleri, faiz getiren parası olmuş, neye yarar? "Zenginliğin sınırı nedir?” diye mi soruyorsun? Önce gerekli olana, sonra yeteri kadarına sahip olmaktır.
Evet, öyle yap Lucilius, kendin için kazan kendini. Şimdiye değin senden zorla alınan ya da çalınan, boşa akıp giden zamanına sarıl, iyi kullan onu. Durum, emin ol, sana yazdığım gibi: Kimi zamanımız bizden zorla alınıyor, kimisi sinsice çalınıyor, kimisi de boşa akıp gidiyor. Umursamadığımız için uğradığımız kayıp da, en yüz kızartıcı olanı. Dikkat edersen, hayatımızın en büyük bölümü kötü iş yapmakla, büyük bir bölümü hiçbir iş yapmamakla, tüm yaşamımız da yapmamız gerekenden başkasını yapmakla geçiyor. Zamana değer veren, gününün değerini bilen, her gün biraz daha ölmekte olduğunu anlayan bir kimse gösterebilir misin bana? Yanıldığımız bir nokta var: Sanıyoruz ki ölüm önümüzdedir; oysa ölümün büyük bir kısmı şimdiden geçip gitmiştir. Hayatımızın geride kalan kısmını ölüm eline geçirmiş. O halde, bana yazdığın gibi davran Lucilius'um, sarıl bütün saatlerine: Bugününe el koyarsan, daha az bağlı kalacaksın yarına. Böyledir bu iş: Yaşamak ertelendi mi, hızla akar geçer. Her şey yabancıdır bize. Lucilius, bizim olan bir tek şey var: zaman. Doğa, yalnız bunu, bir tek bu kaçıcı ve kaygan şeyi vermiş bize...