Buğra Acar

Buğra Acar
@BugraAcar
Nasılsa insanım? Nasılsa insandım! Okumak ve gezmek olası birsey. Peki kendini modernlik içinde sanıp da eli kitap yerine para desteleri taşıyanlara ne demeli ?
Bütün yaşantını boyunca başka zamanlara ve başka yerlere ilişkin bir farkındalığını olagelmiştir. İçimdeki öteki kişilerin hep farkındayım. Sözüme güven, sen okuyucum olacak kişi, sen de öylesin. Çocukluğuna geri dönersen; sözünü ettiğim bu farkındalığı çocukluğunun bir deneyimi olarak anımsayacaksın. O sıralarda henüz oturmamış, billurlaşmamıştın. Plastikten yapılma, akışkan bir ruh, oluşumdun; ah, oluşum ve unutuş sürecindeki bir bilinç, bir kimliktin. Pek çok şeyi unuttun sen, okuyucum, ama yine de bu satırları okurken çocuk gözlerinin belli belirsiz seçtiği başka zamanlar ve yerlere ait silik görüntüler silsilesini hayal meyal anımsıyorsun. Bugün gözüne düş gibi görünüyorlar. Ancak, bunlar o zamanlarda görülmüş düşler idiyse bile kaynağım nereden alıyorlardı? Düşlerimiz, hakkında bilgi sahibi olduğumuz şeylerin garip biçimde bir araya gelmesinden oluşuyor. En katıksız düşlerimizin kaynağı, deneyimımizin kaynağıyla aynıdır. Çocukken, mini minnacık bir çocukken düşünde çok yüksek bir yerden düştüğünü görürdün; havadaki uçan cisimler gibi havada uçtuğunu görürdün; sürünen örümceklerle sümüksü çok bacaklı yaratıklar gözünü korkuturdu; başka sesleri duyar, ürkütücü biçimde tanıdık gelen başka yüzleri görürdün ve dönüp daha önce bakmadığın biçimde geriye baktığında, şimdi bildiklerinden başka gün doğumları ve günbatımları izlerdin.
Sayfa 1
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
"Çünkü fert sıfatı ile sahibi olduğu 'varlık' hayat dediğimiz şeyin kendisi ile ve işçisi olan içtimai insanla her an mücadele hâlindedir. 'Varlık' tektir ve gayrisine tahammül edemez. Onun için dünya çok geniş, hayat türlü türlü imkânlarla dolu olduğu hâlde biz, birbirimizi ezerek yaşarız, En iyi niyetten en kötü neticeler çıkar. Mesut etmek isteriz, fakat bedbaht oluruz. Bu insanın umumi ve ebedî kaderidir!'
Yolculukta da keşfetmek
" Ben olduğum yerde, bu zayıf çehrede kendi kendine yaşamaya devam eden açık gözlere bakıyordum. Öyle sanıyorum ki, sonuna kadar bu gözlere bakabilirdim. Bereket versin, bir bedevi yavaşça eğilip bu açık gözleri kapadı. Fakat eli, küfeye ve insanlara uzanan eli hâlâ açıktı. "
Onu çılgınca sevmiştim! İnsan neden sever? İnsanın dünyada tek bir varlıktan başkasını görmemesi, kafasında tek bir düşünceye, kalbinde tek bir arzuya ve dudaklarında tek bir isme sahip olması tuhaf mıdır? Bir kaynak suyu gibi ruhun derinliklerinden dudaklara kadar yükselen, tekrarlanan, hep tekrarlanan, bir dua gibi her yerde hiç durmadan fısıldanan bir isim. Hikâyemizi anlatmayacağım. Aşkın bir tek hikâyesi vardır ve o da hep aynıdır. Onunla tanışmış ve onu sevmiştim. Hepsi bu. Bir sene boyunca, onun kollarında, onun şefkatiyle, onun bakışlarında, giysilerinde, sözlerinde, ondan gelen her şeyle sarmalanmış, ondan gelen her şeye bağlı ve hapsolmuş şekilde yaşamıştım. Bu öyle kusursuz bir ilişkiydi ki, gece miydi gündüz müydü, ölü müydüm, diri miydim, dünyada mıydım, başka bir yerde miydim, farkında bile değildim.