Aile servetini yiyip tükettiği gençlik günlerinde, uzun bir hayatın ona neler sunacağından habersizdir elbette Fugui. Yıllar sonra, yaşlı öküzüyle tarlasını sürerken tanıştığı bir yabancıya hayatından söz etmeye başladığında, şımarık bir gencin başına gelenlerden fazlasını sayıp dökecektir bu yüzden: Fugui, kendisiyle birlikte altı insanın hayatını, kaderin sürprizlerini, yaşamın acılarını ve sevinçlerini anlatır. Onun dilinden -daha doğru bir ifadeyle Yu Hua'nın kaleminden- dökülenler, insanlık durumlarına dair epik bir romana dönüşür böylece. Basit bir anlatım, güçlü bir anlatı doğurur: Sabahın toprakta bıraktığı izlere benzer kağıt üzerinde satırlar. Yaşamın her şeyi kapsaması gibi, Yaşamak da hayatı olduğu gibi kucaklar. Doğumları ve ölümleri, mutsuzlukları ve umutlarıyla...
Sen yavaşladığında her şey düzelecek... Çünkü sakinliğin içinde çözüm vardır,çare vardır,yaratıcılık ve fikir vardır. Sakinlikte bilgelik, bilgelikte anlam ve değer vardır.
Yine Stefan Zweig’ın kısa süre için farklı bir kişi olmanızı sağlayan eseri: Bir Çöküşün Öyküsü. Açıkçası bunun gerçek bir hikaye olduğunu öğrendikten sonra, kitabın arkasında yazıyor, daha etkileyici olduğunu söyleyebilirim. Kişilik analizini, kahramanının ruhsal durumu çok iyi anlattığını düşündüğüm Stefan Zweig’ın bu kitabında, bakış açınıza göre iki farklı insanın çöküşünü görebilirsiniz: sürekli göz önünde olan, herkesin imrendiği ve çevresinde pervane olduğu bir kadının çöküşü ya da kendi çıkarları için ülkesine zarar vermiş bir aristokratın çöküşü.
Bu ikisinin ortak bir noktası var: insanlar. Yaşama amacı insan olan bir kadının çevresindeki herkesi kaybetmesiyle yaşamının bitişini anlatıyor. Herkesin çevresinde olduğu bu kadın nasıl mı yalnız kalıyor? Sürgün edilerek. Ülkesine verdiği zarardan dolayı kral tarafından sürgün ediliyor ancak bunun uzun sürmeyeceğine inancı o kadar fazla ki açıkçası ben bile okurken acaba nasıl geri dönecek diye düşünmüştüm. En çok güvendiği şeyse yine çevresindeki insanlar. Gücünü kaybetmesiyle birlikte onların da hepsi ortadan kayboluyor ve kendini gerçek anlamda yapayalnız buluyor. Başlarda eskisi gibi olacağına inancı olduğu için soğukkanlılığını koruyabilse de bu sadece 3 gün sürüyor. Bu derece unutulması ve kimsenin onun gidişini umursamamasıyla sonunda 3. günde çıldıracak seviyeye geliyor.
İnsanlarla oynamaya bu kadar alışan bu kadın kendisine oynayacak köylüler bulsa da bu onu tatmin etmiyor, tatmin etmekten çok küçük düşürüyor. Bu kadar küçük düşmeye dayanamayan kadın bir plan yapıyor ve bu planla unutulmayan biri olacağını düşünüyor. Ayrıca şunu da paylaşmak istiyorum: Ölümsüzlük planı içindeki partilerini yaparken Fransa’da doğu kültürü moda oluyor ve şato, kıyafetler buna göre yeniden düzenleniyor, Türk tatlıları ve
Bir karakterin düşünceleri arasında gezinerek benzersiz bir öykü yaratmış. Karısının cansız bedeniyle karşı karşıya kalan ana karakterin vicdan azabı içinde, çaresizce neler olup bittiğini sorgulamasıyla başlayan "uysal kız", yaklaşmakta olan bir felaketin gerilimini ve karakterlerin ruhsal derinliğini kusursuzca yansıtıyor...
Uysal KızFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202310,8bin okunma
Bir insanın hayat karşısında tutunamamasının, ruhsal olarak yaralanmasının, varoluşunu dünyaya haykırmak isterken giderek kabuğuna çekilmesini, düşünceleri karşısında kendisine duyduğu hislerin çaresizliğini anlatır.
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2025159,3bin okunma