seni ağıllardan çıkartacaklar
süreklerle, kargılarla, ilençle
kurşun kaynayacak damarlarında
gözünün ağına kan dökecekler
sana tunç ve çelik fırlatacaklar
ve er kancıklığı, kadın hasedi
sevmeksizin taptıkları her şeyi
sırtında bıçaklar köreltecekler
sana itlerini hırlatacaklar
boyun eğişlerin yalıyla keskin
aya ulumandan yapılmış göğü
hırçın ırmaklarla kışkırtacaklar
sana öksüzlerden ad koyacaklar
kovulmuş, itilmiş tanrı kuşları
gökten ve topraktan doğmaman için
ağaçtan yağmuru kemirecekler
etini kemikten sıyıracaklar
senin kar mavisi bakışlarını
ve en soğuk doruklara gömdüğün
ıssız merhameti kanırtacaklar
sana yerde bir yer vermeyecekler
allah'ın alnına sürdüğü aşkı
mavi içgüdünü kusana kadar
rüzgârı yasınla bağırtacaklar
Bukowski der ki: "İnsanlar kandırılmak istiyor. Gerçeklikten, yaşamaktan korkuyorlar çünkü. Bu yüzden hep televizyon izleyip fal baktırıyorlar. Onlara yalan söylerseniz sizi severler, en çok sizi severler. Gerçekleri hatırlatırsanız sizden uzaklaşırlar, bazen nefret bile ederler.
💥
Charles Bukowski
Freud der ki: "Çocuk yapmayı doğal ihtiyacın zaruri olarak giderilmesi gibi karmaşıklıktan çıkarıp üzerinde düşünülmüş sorumlu bir eylem seviyesine çekebilseydik insanlık için en büyük zaferlerden birini kazanmış, doğanın koyduğu sınırlardan esaslı şekilde özgürleşmiş olacaktık."
🦋🌼🦋
Sigmund Freud
"Pencerenin varlığı değil duvarın yokluğudur odayı aydınlatan." der L. Tsu. Işıkla doldurmak istiyorsa kişi içini, pencereler inşa etmek yerine duvarları yıkmayı göze almalı.
🍁
(Ramazan Sarısakal)