Ahlâkın soykütüğünü bulmaya kalkışlarındaki beceriksizlik, ta işin başında ortaya çıkıyor: orada, “iyi” kavram ve yargılarının kaynağının ele alınışında. “Kökeninde insan” bencil olmayan eylemleri onayladı ve bu eylemlerle karşılaşanlar, yani bu eylemlerden yararlananlar açısından onlara iyi dedi; sonraları bu onayın kaynağı unutuldu, çünkü bencil olmayan eylemler hep alışkanlık sonucu iyi olarak kabul gördü, iyi olarak duyumsandı. -sanki iyi oluşları bu eylemlerin kendisinden geliyormuş gibi-
...“iyi insan”ın “kötü insan”dan daha değerli oluşundan kuşkulanılmamış, bir tereddüte düşülmemiş. Ya tersi doğruysa bütün bunların? Ya “iyi”de gerileme belirtisi varsa? Yine bir tehlike, bir ayartma, bir zehir, bir narkotik? Şimdiye geleceği bir bedel ödeyerek yaşıyorsak? Belki de daha rahatlatıcı, daha az tehlikeli ama aynı zamanda daha küçük düşürücü, daha dar biçimde?...