Bromür, unlu gıdaların hamuruna kıvam veren, ekmeğin kabarık, şişkin ve dayanıklı olmasını sağlayan, onları beyaz un haline getiren kimyasal, aynı zamanda çok güçlü oksidan bir maddedir. Bu nedenle 1960-1970 yıllarında itibaren, o tarihe kadar unlara eklenen iyodür yerine bromür eklenmeye başlanmıştır. Böylece beyaz unlarda bromür, iyodürün yerini almıştır. Dünya sağlık Örgütü'ne bağlı Uluslararası Kanser Araştırma Kurumu, Bromörü 'Class 2B kanser yapıcı ajan', yani kanserojen olarak sınıflandırmıştır. Bu nedenle, fabrikalarda unlara katkı maddesi olarak bromür eklenmesi, 1990 yılında İngiltere'de, 1994 yılında da Kanada'da yasaklanmıştır. Avrupa Birliği ülkelerinde, Peru, Brezilya ve Çin'de de unlara bromür eklenmesi yasaktır.
Yiyeceklerimizin glisemik indeks değerleri, yemeğin pişirilme şekline bağlı olarak da farklılık gösterir. Bu konuyu açıklık getirmek amacı ile bir örnek vermek istiyorum. Hepimizin bildiği gibi bütün sebzeler pişirildikten sonra yumuşar. Bunun nedeni, sebzelerde bulunan selüloz liflerinin pişirilme sırasında parçalanıp şişmeleridir. Lahana salatası çiğ olarak yenildiği zaman glisemik indeks değeri 100 üzerinden 15 kadardır. Bu nedenle ve içerdiği lignan maddesinin de etkisiyle çiğ olarak tüketildiğinde son derece sağlıklı olduğu bilinmektedir. Oysa lahana kapuska yemeği haline dönüştüğünde, haşlanma sonucu selüloz liflerinin parçalanıp yumuşar. Bu nedenle hazmedilmeleri pişmemiş lahanadan daha kolay ve çabuk olur. Pişmiş lahananın glisemik indeksi 40 olup yükselmiştir.
Bunun bilimsel olarak açıklaması, enginarın bir sebze olduğu halde sıfır karbonhidrat içermesi Ürgüp yani glisemik indeksinin sıfır olması ve lifini fazla olmasıdır. Enginar karaciğer ve pankreasımızın dinlenmesine imkan verip yorulmasını önler.