Nietzsche’nin 1883-1885 yılları arasında yayınladığı bu kitabı kendisi “yazılmış en derin eser” olarak tanımlamıştır. 4 bölümden oluşan bu kitap fazlasıyla yoruma açıktır.
‘Üstüninsan’ ‘Tanrı öldü’ laflarını sıkça okuyabileceğiniz bu kitabı Zerdüşt adı altında kaleme almış. ‘Zerdüşt’ ve ‘Zerdüştçülük’ kelimelerini biraz konuşacak olursak Zerdüşt kelime anlamı olarak Zarathustra’nın Yunanca karşılığıdır. Zaratha (altın) ve uştra (ışık) türetilerek üretilen ad “Altın ışığın adamı” anlamındadır. Ancak halk dilinde Zerdüşt, yaşayan yıldız olarak nitelendiriliyor. Zerdüştçülük günümüzden 3.500 yıl önce Zerdüşt tarafından İran’da kurulan dünyanın en eski tek tanrıcı vahiy dinidir ve kutsal metni Avesta’dır. Doğal elementleri kutsal sayarlar ve bu elementler kirletilmekten korunur. Bununla ilişkili olarak ateşe, aydınlığa veya Güneş’e bakılarak ibadet edilir. Zerdüşt ve Zerdüştçülükten biraz bahsettiğimize göre devam edelim.
Nietzsche hem yaşadığı zamanlarda, hem de ölümünden sonra anlaşılmayan bir filozof, psikologtu(Ya da siz ne demek isterseniz). Tabi bu konuda kız kardeşi Elisabeth Förster-Nietzsche’in etkisi göz ardı edilemez. Tanınmış bir Alman milliyetçisi ve antisemitist(Yahudi? milletine nefret) olan Bernard Förster ile evli olan Elisabeth, Friedrich Nietzsche’nin el yazmalarının editörlüğü ve idareceliğini üstlendi ve Nietzsche’nin yayınlanmamış yazılarını, kocasının ideolojisine uyarlamak üzere onun görüşlerine ters düşecek biçimde yeniden düzenlendi. Ve herkesi fikir ayrılığına soktu.
Kitabı okurken yer yer onaylayabileceğiniz, yer yer aklınıza gelmeyen düşünceleri okuyorsunuz. Farkediyorsunuz ki bu kitabı farklı bir zamanda okursanız farklı bir şekilde yorumlayacaksınız. Her sayfasında, her cümlesinde farklı bir düşünce seline girdiğinizi göreceksiniz. Oldukça