Burak Demirkıran

Burak Demirkıran
@Burak_DK
Zaman bazen o denli okkalıdır ki insanın başını ona vurarak kırası gelir.
Rize
17 Haziran
394 okur puanı
Eylül 2018 tarihinde katıldı
9/10
·260 syf.··
2025 26. kitabı
Bu kitabı bitirdiğimde içimde tuhaf bir sessizlik vardı. Sanki bir yabancıyla değil, yıllardır görmezden geldiğim kendi içimdeki çocukla yüzleşmiş gibiydim. Sevgi uğruna nelerden vazgeçtiğimi düşündüm… Sessiz kaldığım anları, güçlü görünmek için bastırdığım kırılganlıkları, onay alabilmek için benliğimden taviz verdiğim zamanları… Gruen’in söyledikleri öylesine değil, içe işleyen türdendi. Beni zorlayan yerler oldu ama tam da bu yüzden gerçekti. Kırıldım ama fark ettim. Bu kitap bana bir gerçeği hatırlattı: Bazen en büyük ihanet, başkasından değil, kendimizden geliyor. Ama aynı şekilde, en büyük iyileşme de yine kendimizden başlayabiliyor. Belki geç kaldım, belki de tam zamanında okudum. Ama artık kendimi daha dikkatli dinlemeye niyetliyim. Gerçekten sevmek ve sevilmek için önce kendi içimdeki o sesi susturmadan var olmayı seçmek zorundayım. Çünkü sevgi, eğer kendimizi kaybettiğimiz bir yer hâline geliyorsa, adı sevgi bile olmuyor. "Sevgiye duyulan ihtiyaç, çoğu kez onun yokluğu karşısında duyulan korkuyla karıştırılır. Bu yüzden insanlar, sevgi adına kendilerinden vazgeçmeye razı olurlar."
1000Kitap
İhanete Uğrayan Sevgi - Sahte TanrılarArno Gruen · Çitlembik Yayınları · 2016120 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ben bir insandım
9/10
·160 syf.··
2019 59. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2019 16:43
Zülfü Livaneli ile Serenad kitabıyla tanışmıştım kitabı bitirdikten sonra yazarın diğer kitaplarını okumaya karar verdim Huzursuzluk kitabı onlardan biri oldu ve ismini bildiğim daha önce hiç gitmediğim Mardinde adete bir serüven yaşadım . İbrahim gazetecidir. Çocukluk arkadaşı Hüseyin’in ölüm haberi üzerine yaşadığı İstanbul’un o keşmekeş kalabalığından sıyrılıp Mardin’e doğup büyüdüğü topraklara gider. Niyeti arkadaşının ölümünü araştırmaktır. Hüseyin’in büyük bir tutkuyla sevdalandığı yezidi (ezidi) kızı Meleknaz’ın peşine düşer. İçine düştüğü girdap tüm gizemiyle onu diplere doğru çekerken diğer taraftan da bir Ortadoğu gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalır. IŞID zulmü… İbrahim’e bu konuda ilk anlatı arkadaşı Mehmet’in babası Fuat amcadan gelir. Bu bölüm için, kitabın en can alıcı kısımlarından biri diye bilirim; (Alıntı) “Harese nedir bilir misin oğlum? Arapça eski bir kelimedir. Hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. Develer çölde üç hafta aç susuz yemeden içmeden yol alabilirler. Ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. Gördükleri yerde o dikeni koparıp çiğnemeye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kan tadı ile dikenin tadı devenin çok hoşuna gider. Yedikçe kanar, kanadıkça yer. Eğer engel olunmazsa deve kan kaybından ölür. Bunun adı haresedir. Bütün Ortadoğu’nun adeti budur oğlum. Tarih boyunca birbirlerini öldürür ama kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kan tadından sarhoş olur.” Livaneli, bu romanında orta doğunun en insafsız yüzünü, savaşı, yoksulluğu, vatansızlığı, açlığı, ölümü, bir paket sigaraya satılan Ezidi kızlarını, ölümden beter kaçışları anlatıyor. Kendi kanına doymayan doğunun haresesini, batının tükenmek bilmeyen ırkçılık hareketleriyle, acının ve kanın
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,6bin okunma
10/10
·688 syf.··
2019 56. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2019 13:24
Dostoyevskinin unutulmaz romanı her dönemin kitabı her devrin kitabı yaşayan bir kitap. Ana karakterimiz Raskolnikov okuduktan sonra unutamayacağınız bir karakter hem o hem onun arkadaşları hem onun ailesi hem onun aşkı gerçekten yaşayan karakterler o yıllarda kalmamışlar hala günümüzdeler ve belki onlardan bir tanesi biziz kimbilir Raskolnikov genç bir hukuk öğrencisi taşradan büyük şehre okumak için geliyor hukuk okuyacak mesleğini eline alacak ve ondan sonra yoksullukla savaşacak annesi ve kız kardeşine sahip çıkacak belki de onları da taşradan getirecek hep beraber mutlu yaşayacaklar büyük hayalleri var okumak istiyor okumaya meraklı çağdaş düşünceleri var özgür düşünceleri var ama ne kendiyle barışık ne toplumla barışık bu karakter hep düşünüyor yoksulluğu düşünüyor bir yanda zenginliği düşünüyor büyük şehire gelmiş evet Petersburg'a ama öyle bir görüntü var ki bir yanda büyük binalar güzel giyinimli insanlar bir yanda da yoksul sokaklar yoksul mahalleler yoksul insanlar hastalıkla uğraşan para için bedenlerini satan kadınlar erken yaşta ölenler açlıktan ağlayan çocuklar iste iki dünya yı aynı anda yaşamaya çalışıyor ve kafasında bir mantığa oturtmaya çalışıyor eski dünyayı düşünüyor eski zamanları düşünüyor o zamandan beri insanlar yoksullukla uğraşmış ama bir kesimde daha özgür olmuşlar istedikleri herseyi elde etmişler bütün bunları düşünürken kendini bir anda kaybediyor bilinci bulanıyor ruhu hastalanıyor ve yoksulluktan artık okulu bırakmak zorunda kalıyor bir kaç özel derse gidiyor para kazanmak için ama yok olmuyor onu da bırakıyor küçücük odasında kirasını ödeyemeyecek duruma geliyor ve hep düşünüyor hep yürüyor uzaklara dalıyor ve o kafasında insanları ikiye ayırıyor sıradan insanlar ve olağanüstü insanlar ona göre sıradan insanlar yasalara uyan çalışan
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2015194bin okunma
8/10
·80 syf.··
2019 55. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2019 14:48
Olağan üstü Bir Gece olağanüstü bir kitap. Böyle güzel bir yazarın kitaplarını okumayı ertelemek akıl kârı değil Olağanüstü bir gece, oldukca seçkin ve zengin bir adamın, burjuva hayatı içinde zamanla hissizleşip hayattan kopmasını ve olağanüstü bir gecede hayatının sonsuza kadar değişmesini anlatıyor. Kitap sadece bir günü bir geceyi anlatıyor ama öyle bir yolculuğa çıkıyorsunuz ki kitap sona erince yaşananların sadece bir günde gerçekleştiğine inanamıyorsunuz. En büyük yolculuk kişinin kendi içine yaptığı yolculuktur derler, sanırım 69 sayfanın da bana bu denli gelmesi bu yüzden. Okumaya başladıktan hemen sonra kitap beni içine hapsetti, ilk on sayfa kitabı sevdiğime karar vermiştim, kitabın başından kalkmak zorunda kalmasam tek oturuşta okurdum muhtemelen çünkü sayfalar öyle güzel kayıp gidiyor ki ne olduğunu anlamıyorsunuz bile. Okurken başkarakterle özdeşleştim, adını bile hatırlamıyorum ama kitaptaki her yaşanan zihnimde canlı, sanki ben yaşamışım gibi. Okurken kendimden çok şey buldum kitapta ve kendi içsel yolculuğuma da çıktım, tek üzüntüm yolculuğumun 69 sayfa kadar kısa olması oldu. Kitapta bir yer vardı ki hep hissettiğim ve açıklayamadığım bir yere çok güzel parmak basıyordu; "Örneğin dış dünya da olup bitenlerin insanın içinde ki yansısını eşzamanlı olarak sıralamak için öğrenebilecek herhangi bir teknik olup olmadığını bile bilmem. Ayrıca anlama uygun olan sözcüğe uygun anlamı verip vermeyeceğimi ve böylece, ne zaman gerçek bir yazarın elinden çıkanları okusam her defasında bilincine varmadan hissettiğim o dengeyi yaratıp yaratamayacağımı da hep merak etmişmdir." Bahsedilen o dengeyi hep hissetmiş ancak hiç bir zaman nasıl ifade edeceğimi bilememişimdir ve kitapta bunu bulunca çok etkilendim. Gerçekten de o bahsedileni, anlatamasak da hissettiğimiz
Olağanüstü Bir GeceStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2023171,6bin okunma
9/10
·102 syf.··
2019 54. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2019 23:19
Anne oğul ve toplum trajedisi baş karakterimiz Hasan 9 yaşında annesini öldürür, hasanın annesi esme köyün yiğit delikanlısı abbasa sevdalıdır fakat köyün başka bir delikanlısı halim esme yi zorla kaçırıp ona sahip olur ve onunla evlenir bu olaylar üzerine başka şeyler de olur ve abbas hapse girer ve tam 11 sene sonra hapisten çıkar abbas çıktığında esme halimle evlidir ve bir çocukları vardır hasan vardır. Kitap aslında toplum baskısının ne kadar ciddi bir şey olduğu toplum baskısı dediğimiz şeyin insanları bırakın küçücük bir çocuğun üzerinde ne gibi etkilerin görüldüğü olabileceği anlamında da çok ciddi dersler verir. Anadolu halkının, kan davasına bakış açısının geleneklerini göreneklerini şuan kulağa çok komik gelsede batıl inanç dediğimiz şeylerin ne kadar aslında içimize işlediğinden bahseder Yılanı öldürseler gerçek bir anadolu romanıdır kitap çok hızlı okunan ki Yaşar Kemal'in kalemi nin özelliklerinden biri de budur çok akıcı çok akışkan betimlemeriyle gerçekten anlatıldığı olayın essafını da cok iyi anlatan ve insanın okurken içine girmesini orada olmasını sağlayan da bi kalemi olduğu için çok çabuk bitiyor eğer Yaşar Kemal ile henüz tanışmadıysanız Bu kitap iyi bir seçim olabilir hem hızlı okunması hem gercekten çok akıcı olması duru bir dille yazılması Yaşar Kemal e olan iştahınızı da kabartıp daha sonra diğer eserlerini de okumanıza vesile de olabilir. Yaşar Kemal okumaya devam edeceğim incelememi şöyle bitirmek istiyorum bol bol okuyacağımız birbirimizi anlayacağımız daha güzel bir dünyanın mümkün olabildiği günler diliyorum.
Yılanı ÖldürselerYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202028bin okunma