‘ Bir kuşluk vakti,
balkonda oturuyorduk.
Sen maviler giymiştin,
omuzlarından dökülen saçların
usul usul uçuşuyordu.
O gün, Tanrı’nın kendine sorduğu
en zor bilmeceydin sen;
ve ben, çözmek bana düşmüş gibi
sevinçliydim. Çekirdek çıtırtılarıyla
kırmızı iğde kabukları arasında
kaybolamayacak kadar güzel ellerin vardı,
parmakların her yana dağılan sorulardı
ve küçük değişikliklerle
süslenemeyecek kadar büyüktün.
Piknik tüpünün üstündeki çaydanlık
fısıl fısıl kaynamaya başladığında,
caddeden tank homurtularıyla
trompet sesleri geliyordu.
Ötüşlerinin yarısını balkonumuza,
yarısını tankların üstüne döken
kuşlar geçiyordu çay tepsisinin
ışıltılı gümüşünden.
Çaylarımızı içmiş miydik o gün, bilmiyorum.
Ben birkaç dakika,
birkaç saat, birkaç gün ya da
birkaç yıl sonra ayağa kalkmıştım. Gidiyordum.
Kimi soyu sopuyla övünür, kimi hüneri, sanatıyla,
Kimi malı mülküyle, kimi bileğinin gücü, kaslarıyla,
Kimi giyimiyle, son moda zevksizlik örneği olsa da;
Kimi atmacaları, tazılarıyla, kimiyse atlarıyla.
Gönlüne göre bir eğlence bulmuş kendine her biri,
Her şeyden daha çok zevk alıyor o bulduğundan.
Ama bunların hiçbiriyle tartıya vurmam ben kendimi;
Hepsininkinden üstün çünkü beni mutlu kılan.
Senin aşkını soylu atalara yeğ tutarım ben;
Para pulun, gösterişli giysilerin değeri yok gözümde;
Atmacaların, atların zevki yok benim için. Sen benimsen,
İnsanoğlunun övündüğü her şey benim yeryüzünde.
Tek bir korku var içimde yalnız: bunların hepsini
Alabilirsin sen bir hamlede ve mahvedebilirsin beni.
Gerçekten seven gönüller arasına engel giremez bence.
Değişen her duruma uyup da kendi de değişen aşka
Aşk demem ben asla; ya da, ötekinin gönlü geçince,
Kendi de hemen vazgeçmeye hazır olan kişinin aşkına!
Hayır; aşk bir deniz feneridir; dimdik durur yerinde,
Fırtınalara karşı koyar, bir an bile sarsılmaz;
Kılavuz yıldızıdır rotasıdan sapmış her tekneye,
Yüksekliği ölçülse de, değerini bilen olmaz.
Zamanın oyuncağı değildir aşk. Al yanaklarla dudakları alıp götürebilir ama zaman orağını savurduğunda,
Aşkı etkilemez aslında, onun kısacık saatleri, haftaları;
Sonsuzluğun eşiğine dek dayanır o, Zaman karşısında.
Yanlışım varsa eğer ve kanıtlayabilen olursa bana,
Hiç yazmamışım demek ve seven olmamış bu dünyada.
Mavi yaz akşamlarında, özgür, gezeceğim,
Ayaklarımın altında nemli, serin kırlar;
Başakları devşirip otları ezeceğim,
Yıkayıp arıtacak çıplak başımı rüzgar.
Ne bir söz, ne düşünce, yalnız bitmeyen bir düş
Ve yüreğimde sevgi; büyük, sonsuz, umutlu,
Çekip gideceğim, çingene gibi, başıboş
Doğada, -bir kadınla birlikte gibi mutlu.