Soğuk Savaş döneminde küresel politika iki kutuplu bir duruma gelerek, dünya üç parçaya bölündü. Amerika Birleşik Devletleri rehberliğinde bir grup çoğunlukla zengin ve demokratik toplumlar, Sovyetler Birliği’nin rehberliğinde bir ölçüde daha yoksul bir grup komünist ülkeyle yaygın ideolojik, politik, ekonomik ve zaman zaman da askeri bir yarışma içine girmişti. Bu çatışmanın büyük bir kısmı bu iki kampın dışında yer alan, çoğu yoksul, siyasal açıdan istikrarsız, yeni bağımsızlığına kavuşmuş ve tarafsız olduğunu iddia eden ülkelerden oluşan Üçüncü Dünya’da ortaya çıktı.
Michael Dibdin’in Dead Lagoon (Ölü La gün) adlı romanından “Gerçek düşmanlar olmadan, gerçek dostlar olamaz. Ne olmadığımızdan nefret etmediğimiz sürece, ne olduğumuzu sevemeyiz.”
Binlerce yıl boyunca ve gelmiş geçmiş onca kültür arasında, arzu üzerine düşünüp taşınmış insanların gelip vardığı sonuç, ulaşmak istediğimizi anladığımız ve çalışa çalışa uğruna bir ömür tükettiğimiz şeylerin bizi mutlu da huzurlu da kılmayacağıdır.