Konacak bir dal arıyoruz hep, uçacak bir gökyüzü. Bakışlarımızın enginlere doğru koşusunu durdurmayacak bir ufuk. Açacak bir yelken, kendimizi kollarına bırakacağımız şefkatli bir rüzgar. Tomurcuklanacak bir mevsim arıyoruz, her adımda büyüyüp olgunlaşacağımız bir seyahat, bir seyrüsefer. Pişecek bir ateş, sönecek bir yağmur. Biz hep içine dolacağımız bir anlam arıyoruz akıp geçen kelimeler arasından. Bizi ifade edecek bir şey. Sıcak bir dokunuş, soğuk bir ürperti, içimizi ılıştıran hisler, hissedişler. Bir satırın başı, bir satırın sonu, başka hiç kimseye ilişmeyen bir cümlenin yavaşça yanımıza, canımıza sokuluşu. Kendimizi bulacağımız bir yüz arıyoruz biz hep, derinleşeceğimiz bir sima, durulanacağımız bir ten, kendimizi tanıyabileceğimiz bir çift göz, işitmeye deliler gibi muhtaç olduğumuz şeyleri söyleyen bir ağız, onları işitebilen bir çift kulak. Hep olabileceğimiz bir insan arıyoruz biz, heyecanını yitirmemiş bir can, canlı kalmayı başarabilen bir heyecan. Doğru heceyi aklında tutabilen bir nabız, hafızasını yitirmemiş bir kalp. Bunca söylenen içinde gelip elimizden tutacak sözü arıyoruz biz hep. İçimizin kavurucu çölüne âb-ı hayat olacak sesi arıyoruz hep. Ateşin içindeki serinliği, bir damla sudaki derinliği arıyoruz. Yitirdiğimiz sırrı arıyoruz, zihnimizi sorularıyla vuran o en eski cevabı arıyoruz.
.., eğer iki insan müthiş bir ilişki inşa etmek istiyorsa, ikisi de dağ gibi olmalıdır. Bir dağ, kendi içinde bütün ve tamdır, ancak yine de bir başka dağ ile bir araya geldiğinde yeni bir şey ortaya çıkarır: Bir vadi. Sağlıklı bir ilişki, arasından hayat ırmağının güçlü, hızlı ve özgürce aktığı enfes bir vadi gibidir. Dağlardan hiçbiri diğerine mecbur değildir, ancak yine de aralarında tesis ettikleri bağ, doğanın harikalarıyla dolu yemyeşil bir vadiyi meydana getirir.
Zihninizin içinde kaldığınızda, partnerinizin de acı çekmekte olduğunu kolayca unutursunuz.
...
Partnerinizin hoşuna gitmeyen yönlerine öyle odaklanırsınız ya da size davranış şekline öyle üzülürsünüz ki, onun da hisleri olan bir insan olduğunu unutursunuz. Onun da bu ilişkide bulunma nedenlerinin sizinkilerle aynı olduğu aklınızdan çıkar; sevmek ve sevilmek, değer vermek ve değer görmek, paylaşarak hayatı geliştirmek ve zenginleştirmek.
Eğer sevgiyi sürekli gelişip değişmekte olan bir izin verme, açık olma, değerlerini gerçekleştirme ve eşinizle bağ kurma süreci olarak düşünürseniz, sevgi hissetmiyor olsanız dahi, sevgi her zaman uzanıp dokunabileceğiniz kadar size yakın olacaktır. Yani demek oluyor ki gerçekten de sonsuza dek sürecek bir sevgiye sahip olabilirsiniz. Fakat siz sevgiyi bir his ya da duygu olarak nitelendirirseniz, bütün bu his ve duygular sürekli değişim içinde olduklarından sevgiyi uzun süreli tecrübe edemezsiniz.