Burcu Karabağ

Burcu Karabağ
Lütuf, insanları olduğu yerde bırakmaz.
Psikolojik danışman
10 Haziran
47 okur puanı
Ağustos 2017 tarihinde katıldı
"koşarak kendinizi harap etmeyin, yazgınız sizi usul usul yürürken de bulur."
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hayatımı genişleyen halkalar içre yaşarım ben, nesneler üzre açılan birim birim. Sonuncuyu, belki, başarmak gelmez elimden; fakat denemek isterim. Dönerim çevresinde Tanrı'nın, o eski kulenin gece gündüz dönerim binlerce senedir; doğan mıyım ben, fırtına mı, bilmem henüz, yoksa bir büyük şarkı mıyım nedir ...
Nietzsche:
"Arkadaştık ve yabancıya döndük. Ama doğru olan da bu ve bunu, utanmamız gereken bir şeymişçesine, saklamak ya da gölgede bırakmak istemiyoruz. Biz iki gemiyiz, her birimizin kendine ait bir hedefi ve güzergâhı var; yollarımız kesişebilir ve bunu, tıpkı yaptığımız üzere, bir şenlikle kutlayabiliriz: O zamanlar bizim akıllı uslu iki yelkenlimiz aynı limanda ve aynı güneşin altına demir atmış, sakin sakin duruyordu; hedefe, her ikisi de aynı hedefe varmış edasındaydı. Ama tam da o an, görevimizin her şeye kadir şiddeti bizi gene birbirimizden uzaklaşmaya, farklı denizlere ve güneşlere yol almaya sevk etti; belki de bir daha hiç görüşmeyeceğiz - hatta belki de görüşecek ama birbirimizi tanımayacağız: Farklı deniz ve güneşler bizi dönüştürmüş olacak! Birbirimizle yabancılaşmamız zaruri bir yasa adeta ama işte tam bu yüzden kendimize daha da layık olmalıyız!"
Sayfa 28 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Psikoloji
Sabah yağmur yağıyordu. Otobüsün en arka koltuğuna doğru ilerledim. En arka koltuk sîga makamı. Herhangi bir koltuktan daha yalnızdır en arka pencere kenarı. Bakışlar her ne kadar pencereye doğru olsa da insanın içine baktığı yerdir orası. Kendi yalnızlığını yanına aldığı, kendisi ile gözgöze oturabildiği modern itikaf mahallidir. İnsanın müebbet yalnızlığının hafifletici nedenlerini yanına alarak, kendini beraat ettirme kürsüsüdür. Savcı, hakim, mahkum aynı kişidir. Cârî olan yazılı olan bir ceza kanunu değil, insanın içinde nüshası bulunan vicdan ve kınama kanunu işler orada. Dava yekpâre bir sükût içinde görülür. Duruşmanın makul süresi genelde otobüsten ininceye kadardır ama çoğunlukla yürürken de devam eder bu süre. Süre insanın içinde devreder çünkü! Süre, hesaplanabilir zamanın sınırları dışına vizesiz çıkma hakkına sahiptir çünkü. Ve bu sınırdışı yolculuklarda insanı da yanında götürür. Bu sabahki duruşma İnfitar Suresi üzerinde oldu. YouTube'da kaydedilen videolar arasında İbrahim eş-Şureym'in okuduğu İnfitar Suresi ile gözgöze geldim kendimle. Cam kenarına oturunca montumun koku ile silivermiştim camın buğusunu. Sureyi dinlerken bu defa gözlerim buğulandı. Silmek kabil değil. "Ya eyyuhel insanu ma garreke bi rabbikel kerim." Ey insan! Kerim olan Rabb'ine karşı seni aldatan nedir? Birkaç defa dinledim sureyi... İçimdeki süreyi uzatmaya çalıştım. Yağmurun tonları ile yalnızlığın tonları ne kadar benziyormuş fark ettim. Renkleri ve sesleri... Dün kendime aldığım nota ilişti gözlerim. "Beynehuma berzehun le yebğiyân"... İki deniz birbirine salınmıştır da, aralarında bir Berzah vardır karışmazlar! Yalnızlığım ve ben arasındaki bu berzah nedir? Neden karışamıyoruz birbirimize!? Neden kavuşamıyoruz? Yağmur hala serpiştiriyor... Yağmur! Seninle de karışamıyoruz