Burcu Karabağ

Burcu Karabağ
Lütuf, insanları olduğu yerde bırakmaz.
Psikolojik danışman
10 Haziran
46 okur puanı
Ağustos 2017 tarihinde katıldı
Eğer çıplak, aç bir dilenci sokaklardan alınır da güzel bir kuruma ait bir binaya getirilir, orada kendisine yiyecek içecek verilir ve bir kolu aşağı yukarı hareket ettirmekle yükümlü kılınırsa açıktır ki niçin sokaklardan alınıp getirildiğini, kolu niçin hareket ettirmesi gerektiğini ya da o kurumun tamamen mantıklı bir düzene sahip olup olmadığını sorgulamadan önce, dilenci ilk olarak o kolu hareket ettirmelidir. O kolu hareket ettirirse kolun bir pompayı çalıştırdığını, pompanın su çektiğini ve o suyun bahçedeki tarhları suladığını görecektir. Sonra o dilenci pompa istasyonundan alınıp meyve toplayacağı ve efendisinin cennetine gireceği bir başka yere götürülecektir. Aşağı işlerden daha yüksek işlere terfi ederek kurumun düzenini gitgide daha iyi anlayacak ve bu düzen içinde yer aldığı sürece niçin orada olduğunu sorgulamayacak ve efendisine asla serzenişte bulunmayacaktır. Demek oluyor ki O'nun isteğini yerine getirenler, bizim "sığır" diye nitelendirdiğimiz o basit, cahil, emekçi halk efendisine şikayette bulunmuyor. Ama biz bilgeler efendinin yemeğini yiyip onun bizden istediklerini yapmıyoruz da onun yerine bir daire etrafına oturmuş şunu tartışıyoruz: "Bu kolu ne diye hareket ettirmek lazım? Bu aptalca bir şey değil mi?" Bu şekilde bir karara varıyoruz. Efendinin aptal olduğuna ya da var olmadığına ve kendimizin bilge olduğuna karar veriyoruz. Bunun şu sakıncası oluyor: Hiçbir işe yaramadığımızı ve bir şekilde yaşamlarımıza son vermemiz gerektiğini düşünüyoruz.
Sayfa 69
Reklam
Yeryüzünün varoluşu birisinin iradesi sayesinde süregelmektedir. Biri tüm yeryüzünün ve bizlerin varoluşuyla amacını gerçekleştirmektedir. Bu iradenin anlamını kavramayı umabilmesi için kişinin ilk önce kendisinden istenenleri yerine getirerek bu iradeyi gerçekleştirmesi gerekir. Ancak eğer benden istenen şeyi yapmayacak olursam, benden neyin istendiğini asla anlayamayacağım gibi hepimizden ve bütün evrenden de ne istendiğini anlayamam.
Sayfa 69
Ya bütün hayatını insanlara işkence yapmak ve insanların kafalarını uçurmakla geçiren bir cellat, içinde hacetini giderdiği karanlık odadan çıkmamaya yeminli, eğer çıkarsa kafasında öleceğini kuran umutsuz bir ayyaş ya da deli kendine, "Hayatın anlamı nedir?" diye soracak olsa şurası kesindir ki bu soruya yaşamın en büyük kötülük olduğundan başka verecek yanıtı olamaz. Bu deli adamın vereceği yanıt tamamen doğru olur, ancak bu yanıt yalnızca kendisini bağlar.
Sayfa 68
....bu insanlar hastalıkları ve acıları şaşırmadan, karşı koymadan ve başa gelen her işte bir hayır olduğuna dair dingin ve sarsılmaz bir inançla kabulleniyorlardı. ... yaşamın ve ölümün anlamını biliyor, sükûnet içinde işlerini yapıyor, yoksunluklara ve acılara göğüs geriyor, yaşamını sürdürüyor ve ölümde hiçliğin değil, bir hayrın olduğunu görerek can veriyorlardı.
Sayfa 64
İnanç insanın varoluşunun anlamına ilişkin bilgidir ve ancak bu bilginin sonucunda insan kendini yok etmeyip yaşamını sürdürebilir.
Sayfa 58
Reklam