"Acılar; inatla hayal gücünü kurcalamadıkça, geçmiş kötü hatıraları yeniden hatırlamaya çalışmadıkça, onun yerine kayıtsız bir şekilde şimdiki zamana odaklandıkça azalır."
Evet Stefan Zweig' ın bir kitabını daha etkilenerek bitirmiş oldum. Ki şahsen kitabı bitiren her okurun da etkilenmemesi olanaksızdır. Temelde bir kadını ve bir erkeği ele alması aslında normal bir kitap olarak kendini gösteriyor. Ama gerek seçmiş olduğu kitap adı(Bir Kadının Hayatından 24 Saat) gerekse bir kadın ve bir erkek arasında geçen olayın ilginç şekilde böylesine bir çırpıda anlatılması kitabın aslında hiç de normal bir kitap olmadığını açıkça vurgulamış oluyor. Bir kadının duygularını bu denli en uç noktalarda yaşaması, bir kadının şefkatini, kendine olan öz güvenini, merhametini, en kalbi duygularını böylesine cesaretli bir şekilde dışa vuruşunu anlatan etkileyici bir kitap. Ama bir kadının hayatından geçen 24 saat içerisinde tüm duygu ve hareketlerinin bu kadar naif, şefkatli, en içten duygular olmasına rağmen karşı taraftan( bir erkek tarafından) böylesine zedelenmesi de çok çarpıcı bir şekilde şunu ele veriyor ki ; 1900 yıllardan bu yana hatta insanlığın varoluşundan bu yana kadınların erkekler tarafından duygularının, sevgilerinin, verdikleri onca emeklerinin aslında istismar edilmesidir, umursanmamasıdır.
( Yanlış anlaşılmasın erkekler diye genelleme yaparak yazdım ama erkekler genellemesine bu kitap içinde betimlenen erkekleri kastettiğimi açıkça belirtmek isterim.)
Herkesin okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum...