TT:.....
Oy hakkımız olduğumuz için, nerede yemek yiyebileceğimizi ya da hangi kanalı seyredeceğimizi seçebileceğimiz için özgür olduğumuzu sanıyoruz.
Ama aslında, ancak kendimiz olabildiğimizde özgür oluruz. Sevdiğin şarkıyı dinlerken evde çılgınca dans etmeyi seviyorsan ve ediyorsan, kendi istediğin hayatı özgürce yaşıyorsun demektir... Kedileri seviyorsan ve kedileri severken seni yargılayanları umursamıyorsan özgürsündür mesela...
Hani başkasının seni daha çok sevmesi için, sen olmadığın anlar vardır ya ; umursamaz adamın yanında umursamaz, eleştirmen adamın yanında eleştirmen mi olursun... İşte o zaman sen, sen değilsindir... Artık kendin olmaya başla, müthiş bir güç hissedeceksin içinde.
G: O zaman "uyumsuz" damgası yiyorsun ama...
TT: Topluma karşı çıkan herkes uyumsuz değildir illa. Kendin olmak, ortak bir hayat sürdürememek, bencil olmak, hiç fedakarlıkta bulunmamak, kendine dönük olmak demek hiç değildir! Amacın sadece kendin olmak; gerçek benliğini paylaşabileceğin kişiler, durumlar, işler aramak ve yakalamaktır. Gerçek benliğinden ne kadar uzaksan o kadar mutsuz olursun, ne kadar yakın olursan o kadar da mutlu. Kendin olmanın doğallığı müthiş bir huzur yaratır insanın içinde. Kendin olmak en büyük zenginliktir...
"Eh, umarım çapkınlık günlerin geride kalmıştır. Bilirsin ya, daha fazlasını toplum kabul etmez."
Toplum dediği tam olarak neydi? İnsanın çoğulu mu? Toplum denen şey tam olarak nerede bulunuyordu? Tüm hayatımı toplumdan korkarak onu güçlü, ürkütücü ve korkutucu bir şey olarak hayal ederek yaşamıştım. Ama Horiki konuşurken birden anladım.
"Toplum dediğin şey sen değil misin?"
Kendimin bile şaşıracağı kadar melankolik ve kasvetli resimler ortaya çıkarmıştım. Fakat bu, benim kalbimin en derinliklerinde saklamaya çalıştığım şeylerin suretiydi. Önden bakıldığında gülüyor ve insanları güldürüyor olsa da aslında böylesine melankolik bir kalbi barındırıyordum. Yapacak bir şeyin olmadığını bildiğim için gizlice bunu kabul etmiştim.