“Ruhum
gözlerini yumuşacık yum
kucağımdaymışsın gibi bırak kendini
ninni,
uykunda unutma beni
ninni…
Gözlerini yumuşacık yum
yeşil ela gözlerini
ninni ruhum ninni
Sen yukarda yemişli dalların içindesin,
yeşil gözlerin güneş dolu,
dudakların bala bulanmış
ben ağacın dibindeyim,
bir ayağım çukurda…
Ben senden çok önce gideceğim,
sen bensiz kalacaksın ihtiyarlığında…”
Nazım Hikmet Ran
tut ki sen bir şiiri çok iyi yazsan
ya da çok iyi bir şiir yazsan
bir saatin aralıksız işleyişi
bir çocuğun bir sokak kedisini sevişi
bilmem ki sanki güzel bir akşam gibi
onun için her akşamı iyi yaşamalıyım
yani kıskanılan onu
demek istediğim hepsi
Turgut Uyar
İnsanoğlu yaşamından başka bir şey değildir, yaşamıysa
davranışlarının toplamıdır. Peki ama, yürek daralması, kaygı,
denecek? Haa, bu azıcık görkemli sözcük de son derece yalın ve
günlük bir gerçekliği içerir. İnsanoğlu olmuş bitmiş bir varlık
olmadığına, habire kendini oluşturduğuna ve kişiliğini
oluştururken de bütün insan soyunun sorumluluğunu
üstlendiğine göre, Edimlerimizin her biri dünyanın anlamını ve
insanın evrendeki yerini sorun yapar; Ponge, harika
metinlerinden birinde, insanoğlunun geleceğinin yine insanın
kendisi olduğunu söylemiştir.