Buse sarıtiken

Buse sarıtiken
@Buse_srtkn
İngiliz dili ve edebiyatı
165 okur puanı
Haziran 2021 tarihinde katıldı
Bir karar alıp ne istediğini bilmeli insan.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·360 syf.··
2025 16. kitabı
Hayatım boyunca bir hayalete üzülmeyi beklemezdim. Operadaki Hayalet, başlarda temposu düşük olduğu için beni çok fazla etkilemedi; ancak sayfalar ilerledikçe hikâyenin içine çekildim. Özellikle Erik’in iç dünyasıyla tanıştıkça bu kitabın sadece bir aşk ya da gizem romanı olmadığını fark ettim. Toplum tarafından dışlanan, yalnızlığa mahkûm edilen bir insanın hikâyesiydi aslında bu. Fiziksel görünümü yüzünden aşağılanan Erik, zamanla kendini toplumdan tamamen soyutlamış, yeraltında bir hayat kurmuş ve tek teselliyi müzikte bulmuştu. Roman, bir insanın sevgiye, anlayışa ve kabul edilmeye ne kadar muhtaç olduğunu etkileyici bir şekilde anlatıyor. Erik’in Christine’e duyduğu aşk, yer yer takıntıya dönüşse de, onun içindeki derin özlem ve sevilme arzusu bu davranışların ardındaki asıl nedeni gözler önüne seriyor. Kitap boyunca hem ona kızdım, hem de onun için üzüldüm. Bir yandan korkutucu, tehlikeli bir figür gibi görünse de diğer yandan sadece “insanca” duygularla hareket eden kırılgan bir karakter olduğunu gördüm. Operadaki Hayalet, bana sadece bir hayaletin değil, bir insanın görünmeyen yaralarının da ne kadar derin olabileceğini gösterdi.
Operadaki HayaletGaston Leroux · İthaki Yayınları · 20213,813 okunma

Buse sarıtiken

, bir kitap okudu
Puan vermedi·360 syf.··
2025 16. kitabı
Gaston Leroux
8/10 · 3.813 okunma
Birini kırmadan gitmek, düşündüğümden daha ağırdı. Ama kalmak, kendime ihanet etmekti Çünkü kalbim çoktan uzaklaşmıştı. Hislerim, sanki bana ait değilmiş gibiydi. Oysa o, bana sevgiyle yaklaşmıştı. Nazikti, anlayışlıydı, hatta bir adım bile geri atmadan hep oradaydı. Belki de beni en çok bu ürküttü… Çünkü karşılığını veremeyeceğimi biliyordum. Onun gözlerindeki samimiyetin içinde kaybolmak istemedim. Kendime bile ne hissettiğimi anlatamazken, ona nasıl bir yer açabilirdim? Ben onun sevgisini değil, kendime karşı olan suskunluğumu taşıyordum içimde. Ve bu yüzden gitmek zorundaydım. Sessiz ama kendimden emin bir adımla B.S
Deneme
Puan vermedi·224 syf.··
2025 15. kitabı
Yatak Odasında Felsefe’yi okurken birkaç kez kitabı kapatıp düşündüm: “Gerçekten bunu mu söylüyor?” Evet, Marquis de Sade her şeyin haz için yapılabileceğini savunuyordu. İlk başta sadece provokatif geldi ama sayfalar ilerledikçe bu fikir bana Machiavelli’yi anımsattı. Orada güç için, burada zevk için her şey mubah. Okuması kolay değil. Her şeyin açık açık yazılması, sınır tanımaması başta beni zorladı ama sonra fark ettim ki asıl zor olan onun söyledikleri değil, benim o düşüncelerle yüzleşmemdi. Toplumun, dinin, ahlakın bize öğrettiği şeylerle yetişmiş biri olarak “zevkin felsefesi”ne bu kadar doğrudan bakmak tuhaf ama aynı zamanda özgürleştiriciydi. Kitabı okurken kendime hep şu soruyu sordum: “Ben gerçekten neye karşıyım? Yapılanlara mı, yoksa düşünülmesine bile mi?” Sanırım Sade tam da bunu sorgulatmak istiyor. Ne kadarını biz seçiyoruz, ne kadarını bizim yerimize başkaları belirliyor? Yatak Odasında Felsefe’yi herkese öneremem, ama zihninin sınırlarını zorlamak isteyen, düşüncelerini biraz sarsmak isteyen biriyseniz bir şans verin derim. Çünkü bazı kitaplar sizi rahatlatmaz, rahatsız eder. Ve bazen o rahatsızlık, büyümenin ta kendisidir.
Yatak Odasında FelsefeMarquis de Sade · Ayrıntı Yayınları · 20182,711 okunma