Romanı yarım kalmış bir yazar gibiyim ne yazabiliyorum ne de düşünebiliyorum. Düşünmek de istemiyorum zaten,neden her şeyi düşünmek zorundayız ki? Hayat biraz da kendiliğinden akmalı. Her şey birazda absürtlükte boğulsun.
Aaa pardon Tanrı bize akıl vermiş ya, düşünmeliyiz, sorgulamalıyız,öyle ya akıl bize bahşedilmiş en yüce lütûfmuş tamam da bu aklın kullanma kılavuzu nereye bırakıldı? Unutulmuş bi çekmecede mi kaldı yoksa hiç var olmadı mı?
İnsan düşünebilidiği için mi mutsuz olur,yoksa mutlu olmadığı için mi düşünür? Belki de düşünce tanrının bizle kurduğu ironik bir bağdır ne ondan kaçabiliriz ne de onunla bir yere varabiliriz.
Ben bazen sadece susmak istiyorum kelimelerden arınmak, cümlelerin boğucu düzeninden kaçmak. Herşeyin anlamını yitirdiği bir evrende belki de tek huzur anlamsızlıkta gizlidir.
Ama işte ne zaman susmak istesem, içimde başka bir ben konuşmaya başlıyor ve her cümle başladığı anda yarım kalıyor. Tıpkı benim gibi, tıpkı romanı yarım kalmış yazarlar gibi.
B.S
İnsanoğlunun üzerinde durmadığı ilginç şey, mantığımızın en kötü günde bile hiç susmaması,tutkunun gücüne karşı çıkmasa da yaptıklarımızın çoğunun aşkımızı ve acımızı arttırmaktan başka bir sonuç vermeyeceğini dürüstlükle ve acımasızlıkla bize fısıldamasıdır.