Geçmişte bir an var ve üzerinden yıllar geçti. Her üzüldüğümde dönüp o ana ağlıyorum. Kendimi her kötü hissettiğimde o anın kıyısında bağdaş kuruyorum.
“En iyisi düşünmemekti. Kaçmaktı. Kendi içime kaçmak. Fakat bir içim var mıydı? Hatta ben var mıydım? Ben dediğim şey bir yığın ihtiyaç, azap ve korku idi.”